cS-1aIC7oVvN0DczzfhH1B8ToLI Eylül 2010-Fesleğen

25 Eylül 2010 Cumartesi

Tüm Çıplaklığımla....


Kendimle yüzleşmekten sıkıldım. Kafa karışıklığım yüzünden cümleleri toparlayamadığımdan bahsetmekten sıkıldım. Hayata pozitif bakarken hissettiğim duygulardan sıkıldım. İşe girememekten ve giremediğimden yakınmaktan sıkıldım. Kilo verememekten dolayı kendimi suçlu hissetmekten sıkıldım. Bir hedefim olmadığını fark etmekten sıkıldım. Tek derdimin ne olduğunu bulamamaktan sıkıldım. Şükretmenin güzelliğinden bahsederken kendimi sürekli şikayet ederken yakalamaktan sıkıldım. Modayı bu kadar takip ederken güzel giyinememekten sıkıldım. Para kazanmazken para harcamaktan sıkıldım. Kendime çok fazla yükleniyor olduğumu düşünmekten sıkıldım. Tembel olduğuma inanmaktan sıkıldım. Bütün bunları neden size neden yazdığımı düşünmekten sıkıldım.  

Sıkılmaktan sıkıldım. 

19 Eylül 2010 Pazar

Kayıp Suçlu

"Kimse yok suçlanacak, keşke birilerinin hatası olsaydı, her şey daha kolay olurdu... " dedim kendi kendime geçenlerde...

Suçlayabildiğimiz zaman rahatlıyoruz. Kızmışsak, üzülmüşsek, istemediğimiz bir durumla karşılaşmışsak duygularımızı yükleyecek bir günah keçisi arıyoruz. Bulduğumuzda rahatlıyor ve yükleniyoruz ona kendimizi rahatlatana kadar. Kimi zaman suçlunun kendimiz olduğunu fark ederiz, o zaman daha da acımasız olabiliyoruz. Ama bir de suçlunun olmadığı durumlar vardır. İçinde olmak istemezsiniz ama tam ortasında olduğunuz, çıkıp gidemeyeceğiniz, kalıp durmak istemeyeceğiniz. O zaman kızmak istersiniz birilerine, hesap sormak istersiniz, içinde olduğunuz durumu sorgulamak istersiniz fakat kendi kendinizle baş başa kalırsınız. Aradığınız cevaba ulaşılamamaktadır. Karşınıza alabileceğiniz kimse yoktur, bakarsınız ki siz de masumsunuz, bu sefer direnirsiniz, bu durumu kabul etmek istemezsiniz ama çabalarınız boşadır, kabul edersiniz. Kabul ettiğinizde rahatlarsınız, ( "O an'da ölümsüzleşmek"'de dediğim gibi ) hayatı bütün getirdikleri ile karşıladığınızda huzur bulursunuz. Durum aynı kalır ama değişen siz olursunuz, durumun getirdiklerini yaparsınız, kızmadan, üzülmeden...

İstemediklerimizi getirdiğinde de sevmeli yaşamayı ve suçlu olduğunda kızmaya alışmamalı ki, suçlanacak kimse olmadığında da yaşayabilmeli. 


10 Eylül 2010 Cuma

O An'da Ölümsüzleşmek

Bazen yıllardır önünden geçtiğiniz o hastanenin camından bakarken bulursunuz kendinizi. O hep gördüğünüz manzaranın içindesinizdir. Uzakta gördüğünüz şeyler yakınlaşır, yakınlar uzaklaşır.. Bazen de bir fotoğrafa bakarsınız, o karede sizinde gülüşünüzün donup kalmış olmasını isterseniz. Ama artık çok geçtir, o kare çekilmiştir. Kimi zaman tam tersi olur, hiç düşünmediğiniz bir fotoğraf karesinde gülümserken hayatınızdan bir an ölümsüzleşirken kimi zaman içinde olmayı istediğiniz karelere dahil olamazsınız. Fotoğraf kareli bir anlık  duruşları ölümsüzleştiriyor, bazen bir karede bulunamamak bulunduğunuz diğer kareleri de bertaraf ediyor; kimi zaman tek bir kare mutluluk, bütün üzüntüleri silip atıyor. Hayat anlardan ibaret akıp gidiyor. Bir gün elimizde tuttuğumuz hayatın, öbür gün kölesi olabiliyoruz. Gerçekten yaşamaya devam edebilmek için, dert etmemeli bu dengesizliği sadece kabul etmeli. Hayatı getirdikleriyle kabul edebilmek en büyük huzur. Ne gelirse gelsin onu karşılamalı, gereği neyse onu yerine getirmeli. 

Hangi fotoğraf karesinin içinde olursak olalım o duruşu kabullenmeli, bu kabullenişin rahatlığı ile gülümsemeli  ve gülümsetmeliyiz. Biz gülmesek bile o an gelip geçecek nasılsa, en azından gülelim de geriye dönüp bakmak zorunda kalmayalım.... 

8 Eylül 2010 Çarşamba

(: Şekerlerin Bayramı Kutlu Olsun :)


Bugün bayram erken kalkın çocuklar 
Giyelim en güzel giysileri 
Elimizde taze kır çiçekleri üzmeyelim bugün annemizi...




Bayramınız şarkılar gibi şen, şekerler kadar tatlı, çocukların gülüşleri kadar güzel ve karnınızı ağrıtacak kadar çok kahkaha ile dolu olsun. 

Sevdiklerinizle birlikte mutlu bayramlar!!! 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...