cS-1aIC7oVvN0DczzfhH1B8ToLI Kasım 2010-! ♥ Fesleğen ♥ !

28 Kasım 2010 Pazar

ÖZ-geçmiş

Dikkat bu bir iş başvurusudur! 

"Pelin Durukan kimdir?" diye başlıyor bütün görüşmeler. Tamamen ezberlediğim ve duymaktan sıkıldığım geçmişimi döküyorum toplantı masasına. Gelecek için oradayken neden geçmişimden sürekli bahsetmem gerektiğini sorgulayarak başlıyorum beni onlara kabul ettirecek geçmişimi anlatmaya. Kimi zaman çok sıkılıyorum anlattıklarımdan kendimi eğlendirmek için bazı şeyleri atlıyorum istiyorum ki sorsunlar, merak etsinler. Bazen fazla fazla anlatıyorum, istiyorum ki daha fazla soru sormasınlar, söyletmesinler. Tek derdim, hep anlatmak. "Özgeçmişimle" ben yüzleşiyorum onlar dinliyor, ben anlatıyorum onlar not alıyor, ben "hadi" diyorum, onlar "bekle" diyor... 

Hep aynı geçmiş, hep aynı masalar, farklı suratlar takınmış yöneticiler. Üzerimde hep aynı duruş, içeri girerken giyiverdiğim dışarı çıkarken silkelendiğim. 

Bu sefer farklı olsun istedim, hep onlar mı beni karşılarına alacaklar bu sefer de ben onları karşıma alıyorum. Burası benim yerim ve sizlere buradan sesleniyorum sevgili yönetici adaylarım. 

Ben üniversite bitirmiş, yabancı dil bilen, bilgisayar kullanabilen, yüksek lisans yapan, insan ilişkileri kuvvetli, kalemi güçlü, sözleri anlamlı, farkındalığı yüksek, çalışma istediği ile dolu genç bir kadınım. 

İşe alınmamam için hiç bir neden yok. Tecrübesizliğim benim için sadece daha fazla çalışmama neden olacak bir dezavantaj ama sizler için kendinize göre yetiştirebileceğiz bir çalışan yaratma avantajı demek. 

Geçmişim değişmiyor, bir kağıt parçasına sığıyor ama ben değişiyorum. Sizler beni her işe almadığınızda ben gelişiyorum. Bu gelişimimin sonucunda kim benimle çalışma şansını yakalayacak merak ediyorum. Bana sorarsanız daha fazla gelişmemi beklemenize gerek yok, daha fazla olgunlaşırsam yere düşerim, çürürüm.
Bekletmeyin beni daha fazla... 

Benimle görüşmek mi istiyorsunuz, yorum bırakın ben size geri dönerim.

27 Kasım 2010 Cumartesi

Kitaplığını Göster Projesi

"Ne Öyle Ne Böyle" blogunun sahibi Ceren zamanında güzel bir proje başlatmış, "Kitaplığını Göster Projesi" adını verdiği bu proje kapsamında öncelikle kendi kitaplığını resmini paylaşmış ve herkesden de aynı şekilde kitaplıklarının fotoğraflarını yollamalarını istemiş. Kitabın değerinin tartışılır konuma geldiği günümüzde kitaba gösterilen bir çeşit saygı ifadesi gibi bir hareket olduğu için çok hoşuma gitti. Ben de hemen resimlerimi çekip yollamayı düşünürken bir de ne göreyim fotoğrafları yayınlamayı durdurmuş, ben geç öğrenmiş olmanın verdiği üzüntü ile dudağımı bükmüşken "kendi sayfanda da yayınlayabilirsin." dediğinde sevinçle kaptım makinemi ve evimin farklı noktalarındaki kitaplıkçıklarımı sizlerle paylaşmak için harekete geçtim. 

İlk iki fotoğrafta gördüğünüz kitaplık aynı zamanda salonumun vitrini gibi bir işleve de sahip olduğu için aynı anda hem kitaplarıma hem de her türlü ıvır zıvırıma, çerçevelerime ve tabi ki İneklerime ev sahipliği yapmakta. Buradaki kitaplarım çeşit çeşit; uluslararası ilişkiler de bulabilirsiniz, kişisel gelişim de, roman da, şiir de. 


İkinci fotoğrafta gördüğünüz (ya da görmeye çalıştığınız) ince uzun kitaplıksa, yüksek lisans dolayısıyla hazırladığım çalışma köşemde bulunan tamamen iletişim odaklı kitaplarımın durduğu ikinci kitaplığım.


Son fotoğrafta görülen dekorasyon dergileri yığını ise, tuvaletimin (!) nadide okuma köşesini oluşturmaktadır.


Evimdeki okuma kaynakları şimdilik bu kadar, umarım önümüzdeki yıllarda daha büyük kitaplıklarla ufkumu açmaya devam edebilirim.

Sizler de eğer kitaplıklarınızı göstermek isterseniz durmayın bence katılın "Kitaplığını Göster Projesine". 

25 Kasım 2010 Perşembe

Ben Sizi....

Ben sizi çok seviyorum ve her an her şeyi sizinle paylaşmak istiyorum. 
Siz her yorum yapıp katılımda bulunduğunuz ve beni takip etmeye başladığınız zaman ben çok mutlu oluyorum.


Teşekkürler sevgili izleyicilerim okumak için beni tercih ettiğiniz için.... 

(Ben bunları yazarken de Turkcell'in teşekkürlerle dolu reklamı ekranda belirdi. Sanki benim adıma bütün Türkiye'ye teşekkür eder gibi. )

21 Kasım 2010 Pazar

Süprizim

Hayatımın erkeği hayatıma yeni bir erkek daha kattı. 

Kapım çaldı, "Kim o?" dedim, "Biz geldik" dedi. "Biz mi?" diye düşünürken kafamı kapıdan uzatmamla onu gördüm elinde, kafesinin içinde bana doğru geliyordu. 
Onun güzel kanatları gibi benim de içim çırpındı bir anda.
Mutluluktan ne yapacağımı şaşırdım, acemiliğimle heyecanım birbirine karıştı. 
İsmini koyamadık, en uygun ismi seçene kadar beklemeye karar verdik. 
Birlikte yaşayacağımız yeni maceralara yelken açmak üzere evlerimizi  birleştirdik. 


Evime bir nefes geldi, sesiyle, rengiyle, ışığıyla, şansıyla...

16 Kasım 2010 Salı

9 Kasım 2010 Salı

Parça Parça Bütün Olmaca

Hayat tane tanedir. Farklılıklar bir araya gelir yaşam olur. Yeri gelir bizler birer parça oluruz, yeri gelir kendi hayatımızın parçalarını ararız. Her parça kendi içinde bir hayattır, her hayat binlerce parçadır. 

Parçalı hayatın içinde var olabilmek için uyumu öğrenmelidir insan, boşlukları olduğunu kabul etmeli, başkalarının boşluklarını doldurmasına izin vermelidir. Yapıcı olmalıdır insan, birleşmenin gücüne inanmalıdır, yıkıcı oldukça boş kalacağını bilmelidir. 

Tek başına yaşamın bir parçası olursun, birleşmeyi bilirsen kendin bir hayat oluşturursun. Kenetlenmelisin ki, tutunamayacak kadar güçsüz hissettiğinde biri seni tutuyor olsun, boşluğunu dolduranın sen de boşluklarını tamamlarsın ki eşit olsun yaşam. 

Tamam olmak, tamamlamak, tamamlanmak güzeldir. Uyumla yapılandırılan hayat yaşamdır. Parça parça başlarız, kimi zaman birleşir parçalar, kimi zaman parçalanır savrulur farklı yerlere ama bilir parçalar tekrardan birlik olacaklarını, bilir parçalar ne kadar ayrılsalar da tekrardan kenetlenebileceklerini, bilir parçalar tek başlarına bir hayatın içinde oldukları kadar, bir hayatı da oluşturabileceklerini... 


1 Kasım 2010 Pazartesi

bir kasım ikibinon

Bu gün 1 Kasım 2010.
2010 yılının kasım ayının ilk günü, 2010 yılının 44. haftasının da ilk günü.
Ayın ilk günü pazartesiye denk geldiğinde o ay bir ayrı gözüküyor gözüme. Sanki bu ay çok doğru bir aymış gibi, sanki bu ay bütün düzensizliklerin düzen bulacağı bir aymış gibi, sanki bu aydaki bütün başlangıçlar olması gereken günde olurmuş gibi...


Sokaklarda karşıma çıkan bu dizeler, bu güzel kasım ayı için gelsin, dinlensin, sevilsin...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...