cS-1aIC7oVvN0DczzfhH1B8ToLI Aralık 2010-Fesleğen

29 Aralık 2010 Çarşamba

Bunun Adına Terör Derler...

Sabah otobüsteydim, düşünüyordum. Nedendir bilinmez aklımda "ölüm" vardı. Günlük yaşantımızda ölümü hiç düşünmediğimizi, aslında ölümün ne kadar yakınımızda olduğunu, bunu fark edersek belki daha güzel yaşayabileceğimizi kafamda kuruyordum. Birden arkamdan gelen sesle irkildim. "O çanta sizin mi?" diye soruyordu bir erkek cam kenarında oturanlara, koltukların altındaki çantayı göstererek. "Hayır." cevabını aldığında; "Şöför bey burada sahipsiz bir çanta var." diye seslenirken sesinde sadece "ölüm" vardı. Titriyordu sesi, birazdan ölebileceğine inandığı ağzından çıkan her harfi farklılaştırıyordu sanki. Çantaya uzanıp onu yerden alanlara "Neden hareket ettiriyorsunuz?" diyerek çıkışıyordu, hayatının o çantaya bağlı olduğunu düşündüğü sesiyle otobüsü çınlatıyordu. Tam o anda bir liseli geldi, "Abi o çanta benim, ben koydum oraya. İçmelerden Üsküdar'a kadar taşınmıyor" dedi. Haklıydı çocuk, sırtına binen yüklerden kurtulabilmek istiyordu. Çantanın sahiplenilmesi ile rahatlayan ses "Bak bomba diye patlatırlar çantanı, bırakma öyle sahipsiz" diyerek espriler yapmaya başlamıştı bile. Artık sesinde ölümün korkusu yoktu, onun yerine yeniden doğmanın neşesi ve ölmediği için şükretmenin sakinliği vardı.

Durağımıza gelmiştik, indim ve o sese dönüp bakmadım. Kendi sesimi dinledim, içimde hala, sahipsiz bir çantaya anlam yüklemeyecek kadar huzur kaldığına şükrettim. Ölüm hep bizimleydi orası kesindi, ondan korkmak ise gereksizdi.

Ölüm yerine terörü düşündüm ve dedim ki;
Terör, hayatının sahipsiz bir çanta ile son bulacağına inandırılmaktır. Terör, bindiğin otobüsten inemeyeceğini anladığında sesindeki titremedir. Terör, ölmen değil her an ölebileceğin huzursuzluğu ile yaşamandır....

28 Aralık 2010 Salı

Vee Sonuç

Öncelikle bütün katılanlara çok teşekkür ediyorum, gönül isterdi ki hepinize bir kitap gönderebileyim.

Blogumun ilk çekilişinin kazananı ikinci yorumuyla "Roman Karateri" oldu. Roman Karakteri benimle ne kadar çabuk irtibata geçersen kitabın o kadar çabuk eline geçecektir.


Başka bir çekilişte daha görüşmek üzere, esen kalın...
(Bu cümle çocukluğumun cümlesiydi, tek kanallı televizyonumuzdaki TRT spikerleri konuşmalarını hep "esen kalın" diyerek bitirirlerdi. Hep bunu söyleyeceğim bir an olsun istemiştim.)

26 Aralık 2010 Pazar

Dünyaca ünlü markalar elinizin altında!


Lüks alırım lüks severim lüks giyerim diyenlerden misin? Moda tutkunu musunuz? Marka
olmadan asla diyorsanız; o zaman son günler de kadınlar arasında kulaktan kulağa yayılan
http://www.alamarka.com/’u duymamış olamazsınız. Eğer hala duymadıysanız. İşte size kadınlar
arasında küçük bir sır! Sadece en yakın kız arkadaşlarınızla paylaşmak isteyeceğiniz, ofis de
gizli gizli bakıp birbirinden trend ürünleri almak için çıldıracağınız bir özel alışveriş sitesi.

Mağaza mağaza dolaşıp bu kış sezonda neler moda diye ayaklarınız ağrıyana kadar
gezinmeye son. Alamarka ünlü markaları üstelik % 80’ne varan indirimlerle ayağınıza
getiriyor böylece indirim günlerini beklemenize de gerek kalmıyor. Mağazada sezonda
gördüğünüz üstelik dudak uçuklatan etiketlere bakıp sevgilinize ya da eşinize ama hayatım
ile başlayan binlerce bahane bulmanız da gerekmiyor. Arkadaşınızda görüp çıldırdığınız
çanta, moda dergilerinde görüp almak istediğiniz çizme, akşam izlediğiniz dizi de başrol
oyuncusunun giydiği elbise hepsine ama hepsine ulaşmak artık çok kolay çünkü Alamarka
sizin için her şeyi düşünüyor, sezonun en trend markalarını ve ürünlerini her gün yenilenen
kampanyalarla siz alışveriş tutkunlarının maillerine her sabah özet geçiyor

Alamarka, internette alışveriş dünyasında yerini almak isteyen erkek müşterilerini de
düşünüyor. Özel servis ve hizmetlerle siz rahatına ve zevkine düşkün erkek alışveriş
tutkunlarına da alaMarka’nın ayrıcalığını yaşama şansı veriyor! Özel günleriniz için
yapılacaklar sadece hayallerinizle sınırlı. Siz hayal edin sadece! Uzun yıllardır birlikte
olduğunuz sevgilinize evlilik teklifini gökyüzünde bir helikopterde yapmak ya da balayına
özel jet ile gitmek! Siz hayal edersiniz, alamarka hayallerinize bir ‘tıkla’ yanıt verir.

Yılbaşı için de bir kampanya yapmışlar; 


* Basın Bülteni 

Aynı zamanda ablam Beril Öke Gülen de Paper Faces ürünleri ile 29 Aralık'tan itibaren bir hafta süreyle, ALAMARKA'da olacak!! 

Hala davetiyeniz yoksa, tık tık!! 

22 Aralık 2010 Çarşamba

Geliyor Geliyor Sizin için Geliyor

İşte geldim burdayım ("Ben bu işte ustayım" diye devam etmek istedim ama yok etmiyorum) 

Yeni yılın yaklaşması ise bloglarda yaşanan hediye trafiğine bakıp bakıp iç geçiriyordum. Ben ne bir moda bloguyum, ne de çok fazla izleyicisi ile üreticilerin dikkatini çekecek bir blogum. Dolayısıyla kimse bana "al bunu blogundan dağıt" demiyor. Böyle kendi kendime üzülürken aklıma daha güzeli geldi. (Ya da ben daha güzel olduğuna kendimi inandırmak istiyorum.) 

Ben küçükken birbirimize hep kitap hediye ederdik, kitabın en iyi hediye olduğu aşılanmaya çalışılırdı. Kitapçılardan kitaplar alınır, güzelce paketlenir ve hediye edilirdi. Bir gün arkadaşım doğum günü hediyesi olarak yine kitap getirdi, ne var ki durumu çok yerinde değildi ve kendi kitaplarından bir tanesini bana vermişti.  Önce çocuk aklımla bozuldum bu duruma, yeni olmadığı için pek önem vermedim. Sonrasında ise fark ettim ki  aslında parayla gidip alınacak bir hediyeden çok daha değerliydi kitabım. Çünkü arkadaşım sahip olduğu bir şeyi bana verecek kadar değerli bulmuştu beni, hiç sahip olunmayan bir şeyi hediye etmek çok daha kolaydı aslında. 

Anlayacağınız üzere size vereceğim hediye tamamen benden size geliyor. Benim daha önce severek okuduğum, bu kitabı kütüphanemden (daha önce burada tanışmıştınız) sizin için ayırdım. 

28 Aralığa kadar buraya bu kitabı istediğine dair yorum bırakanlar arasından random.org vasıtasıyla bir çekiliş yapacağım ve kitabım kendisine yılbaşı hediyesi olarak yollanacak. Bu arada çekilişe katılabilmeniz için ufak bir şartım var, izleyici olmanız gerekiyor. 


Haydi bakalım çalışsın parmaklar, gelsin yorumlar!!

21 Aralık 2010 Salı

Sizin İçin

Çok sevgili izleyicilerim yarın buralarda olun sizin için güzel bir planım var!

Süprizlere hazır olun :)

20 Aralık 2010 Pazartesi

Bir Fotoğraf Karesi Neler Anlatır...


Sizler bu fotoğrafa baktığınız zaman sadece bir kahvaltı masası görüyor olabilirsiniz.
Bense bu fotoğrafa bakıp ağlayabiliyorum.

Bu fotoğraf anlatıyor ki, bizim bir evimiz varmış, biz bu evde hep birlikte beş kız yaşarmışız. Okula ne kadar erken gidersek gidelim birlikte kahvaltı keyfimizden vazgeçmezmişiz. Birimiz paşa çayı içermiş ona soğuk su koyması için pay bırakırmışız, birimiz ceviz reçelini severmiş onun için Antalya'dan sipariş verirmişiz, birimiz tabağındaki son lokmaları hiç bitiremezmiş onu kalanları yemesi için ikna etmeliymişiz, birinin gönlü bizimle bedeni başka yerlerdeymiş beş kişilik olması gereken soframızda o gün yokmuş, biri yıllar sonra hatırlansın diye resmini çekiyormuş... Önemli olan birarada olmakmış, bir masamız yoksa iki taneyi yanyana koyup yine birlikte olurmuşuz, sandalyelerimiz varsın farklı olsun biz birlikteymişiz ya...

Kardeş diyemezmişiz birbirimize, ya da dost hafif kalırmış yaşadıklarımıza, bazen bir anne şefkatiyle yaparmışız yemekleri, bazen bebeğimizi sarar gibi sararmışız birbirimizi... Konuşmadan anlaşılabilirmiş ama en güzeli düşünmeden konuşabilmekmiş, dokunmadan da sevgi gösterilirmiş ama en güzeli dokunarak sevmekmiş, dinlemeden de zaman geçermiş ama en güzeli anlattıklarını dinleyebilmekmiş...

Önemli olan yaşamakmış, sadece bir fotoğraf karesine bakıp saatlerce düşünebilmekmiş, sadece orada olabilmek için vazgeçileceklerden bahsedebilmekmiş...

19 Aralık 2010 Pazar

Pazar

Hiii!!!

Amanın pazar olmuş, çarşambadan bu yana ben hiç post girmemişim...

Cık cık cık.. Çok ayıpladım kendimi....




15 Aralık 2010 Çarşamba

Diyorum ki..

Diyorum ki, müzik ruhun gıdasıdır, su candır, sevgi başlangıçtır, huzur sağlıktır, inanç vicdandır, ruh ölümsüzdür, sevgili ömürlüktür, sudoku çözümdür, hayaller gerçektir, anne baba tektir, kardeş gereklidir, dost vazgeçilmezdir, soğuk temizdir, rahatlık sıcaktır, kar rüyadır, para araçtır, kitap arkadaştır, hayvan yaşamdır, dondurma mutluluktur gerisi boşluktur...

12 Aralık 2010 Pazar

Onlar Kovalıyor Birbirini Biz Yaşıyoruz


Yakalamak istediğin anı tutturamayabiliyor insan. Kayıyor elinden başka bir anı yakalamış olarak buluyorsun kendini. Bir an yaşıyorsun, adı üstünde "an", o ufacık zaman diliminde geçip gidiveriyor her şey. Geri dönüşü olmayan bir kovalamaca akreple yelkovanın ki... 

O anda ne yaptıysan yapıyorsun işte. İyi de yapabiliyorsun kötü de, an tükeniveriyor sen yaptığınla kalıyorsun. Diyorlar ya hani "anı yaşa" diye, doğru diyorlar. Anı yaşamak lazım, o an ne yaptığını düşünerek yaşamak lazım. İyi yaptığında aynı iyiyi tekrarlayabilmek, kötüyü yaptığında tekrarlamamak için yaşayarak geçirmek gerekiyor zamanı. 

Hata yapıyoruz bazen, o an anlayamıyoruz ne yaptığımızı. An geçiyor, yeni bir an geliyor ve biz anlıyoruz. Geçen geçmiş oluyor, üzülüyoruz, kızıyoruz, kırılıyoruz. Yeni gelen anları harcıyoruz yaptığımız hatayı düşünerek, yine geçen geçiyor biz olduğumuz yerde sayıyoruz. Bu yüzdendir ki farkında olmalıyız o an ne söylediğimizi, ne yaptığımızı, nasıl algılandığımızı...Gelecek anları kaçırmamak için bu andan başlamayız anımızı yaşamaya, yaşarken fark etmeye... 

Akreple yelkovan nasıl biliyorlarsa o an ne yapmaları gerektiğini, biz de öyle farkında olmalıyız, o an ne yapmamız gerektiğini. Üzmemek, üzülmemek, kırmamak, kırılmamak için...

9 Aralık 2010 Perşembe

Yılbaşı Çekilişi

Hani ilkokuldayken yılbaşı yaklaşınca çekiliş yapılırdı. Kim kime çıktığını söylemez ve gider bir hediye alırdı. Kimi zaman hiç sevmediğiniz birine hediye almak zorunda kalabilir veya tam tersi sevmediğiniz biri size hediye alabilirdi. Riskli durumlarına rağmen ben pek severdim o tatlı yılbaşı çekilişlerini. Heyecanla hediyelerin verileceği günü beklerdim. 

Şimdi de sevgili ablam Beril Öke Gülen, yılbaşı çekilişleri tadında bir hediye dağıtıyor. Burada sevmediğiniz birinden hediye alma riskiniz yok. 

Beril'in kendi tasarımı yüzüklerden sizler de kazanmak istiyorsanız; Paper Faces'in blog sayfasına uğrayın ve bu fırsatı kaçırmayın. 

Herkese bol şans!! 

5 Aralık 2010 Pazar

Bu Gün

Bu gün enerjisi çok yüksek bir günmüş, 
Bu gün ne dilersek olurmuş,
Bu gün güzel dileklerimizi sıralamalıymışız; 



#Sağlıklı ve huzurlu hayatıma devam etmek;
#Yaşam standartlarımı sürdürebileceğim, her sabah heyecanla yataktan kalkmamı sağlayan, sürekli üretebildiğim, emeklerimin karşılığını aldığım, beni tatmin eden hayırlı bir iş sahibi olmak;
#Ailemle daha çok uzun yıllar bir arada olabilmek;
#Sevdiğimle birlikte hayal ettiğim şekilde dekore ettiğim yuva içinde huzurlu, mutlu, sağlıklı ve hayırlı bir ömür sürmek;
#Vücudumda hissettiğim fazlalıklardan kurtulup hafiflemek;
#En kısa zamanda tez çalışmalarımı bitirebilmek; 
#Karşıma hep hayırlı ve iyi insanların çıkması;
#Blogumu daha fazla kişinin izlemesi, sesimi daha çok kişinin duyması... 


Hadi siz de sıralayın isteklerinizi, 
Bu gün hayallerimizi gerçeğe dönüştürmek için ilk umutlu adımımızı attığımız gün olsun... 

3 Aralık 2010 Cuma

O benim Babaannemdi...


Bu gün bir devir kapandı gitti.. 
Hüsniye Hanım, babaannem, zamanını doldurdu. 
Her gidenin arkasından bir devir kapanmaz, her sevilen bir ömürlük değildir ama O evin en sağlam direği, herkese enerji verendi. 
Herkeslerden farklı olan, yıkmayıp onaran, kırmayıp yapıştıran, sökmeyip diken, ayrılıkları sevmeyip hep birleştirendi. 
Bir gün "of!" demeyen, her zaman şükredendi.
Gezmenin keyfinin çıkarırken evdekinin rızkını hesap edendi, bir maaşla beş karın doyuran, üç çocuğu büyütürken para biriktirebilendi. 
"Eskisi olmayanın yenisi de olmaz" diyendi, her zaman tertemiz en şık giysileri giyendi. 
Sevendi, hoşgörendi, affedendi. 
Hep gülen, hep güldüren her zaman huzur verendi. 
Çakır gözlüm, pamuk tenlim, güzel yüreklimdi.. 
O bu gün giderken arkasında sadece güzellikler bırakabilendi... 

1 Aralık 2010 Çarşamba

Kadınlarım

Benim kadınlarım... 

 

Bu kadınları seviyorum.
Duruşlarını, bakışlarını...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...