cS-1aIC7oVvN0DczzfhH1B8ToLI İyi Yolculuklar...-! ♥ Fesleğen ♥ !

9 Mart 2011 Çarşamba

İyi Yolculuklar...

 Yolculuk denen şey büyülüdür... Süresi önemli değildir, nereden nereye gittiğin de.. Seni gideceğin yere götüren değildir varman noktaya ulaşmanı sağlayan, sensindir.. Hani derler ya "Her şey seninle başlar.. Seninle biter" diye. İşte öyle bir şeydir bu yolculuk. İçinde olduğunla birlikte yol alırsan ulaşırsın, yoksa kim bilir kaç kere daha yapman gerekir aynı yolculuğu.. 

Metrobüs maceralarım bitmiyor... Her şey hayatın içinde saklı derken bundan bahsediyorum, öğrenmemiz gerekenler, ders almamız gerekenler hep bizimle birlikte yaşıyor. 

Ben her gün yolculuk yapıyorum. Evimden işime, işimden evime doğru çift yönlü bir dönüşüm benim ki.. Sabahları tatlı uykumdan uyanıp çıkıyorum yollara, bir yol arkadaşım var. Her gün benimle, araçlara bindim mi çıkarıyorum çantamdan onu, başlıyorum yol almaya. Günde iki kere yolculuk yapıyorsam iki kere yol alabiliyorum. Metrobüs yolculuklarımda köprüden geçerken kaldırıyorum başımı güzellikleri seyrediyorum. İnandığıma bir kez daha şükretmek için bahanem oluyor güzellikler.. Diyorum ki içimden "eğer ki ne zaman kafamı kaldırmayı bırakırım işte o zaman anlarım ki yolunda gitmeyen bir şeyler var". Gördüklerim kadar hala onları fark edebildiğim için de şükrederim. Hala hayatın içinde kalabildiğim için, dert denen stres denen virüslere kapılmadığım için şükrederim. 

Bu gün de şükredebildim... Beyaza bürünmüş İstanbul'uma baktım, "gelinliğini giymiş soğuk ve güzel bir kadın" gibi dedim. İzledim doyasıya çünkü biliyorum ki o gelinlik çıkacak üzerinden akıp gidecek geldiği yere..  Sonra yolculuğum bitti, yol arkadaşım akşama kadar dinlenmek için yerine çekildi. İndim aracımdan, başladım yürümeye. Sürünün içindeydim, omuzlarım büzüşmüş, başım önümde tek gördüğüm önümdekinin koyu botları.. Bir farklılık hissettim, baktım ki biri almış fotoğraf makinesini resim çekmeye hazırlanıyor. İşte o an omuzlarımı gevşettim, başımı kaldırdım. Ben de fark edebiliyordum etrafı niye böyle kapanmıştım ki? Çok isterdim ölümsüzleştirdiği güzelliğin ne olduğunu görebilmeyi. Orada sadece yolculuk araçlarının üzerine yağan kar vardı, üzerinde gri yollar ve omuzları büzüşmüş yürüyen kocaman bir kalabalık... Hayatın içinden neyi yakalamıştı acaba? 

Devam ettim, her gün geçtiğim merdivenlerden müzik sesi geliyordu. Edebi bir romanda "baldırı çıplak çocuk hüzünlü notalarıyla..." diyerek başlanacak bir betimlemeyi hak eden manzaraya baktım. Bu güne özel gelmişti baldırı çıplak ve çaldığı melodi ile manzarayı tamamlıyordu. Omuzları büzükler merdivenlerden çıkarken, yağan karı görmezden gelmek istercesine başlarını öne eğmiş işlerine yol alıyorlardı ve romantik bir film karesindeki baldırı çıplak "aramızda karlı dağlar, hasretin bağrımı dağlar...." diyordu... 

Bakmak isteyene, fark etmeye çalışana hayat, sürekli yeni yolculuklarla yeni yollarla dolu.. 

Sevgili Melange; yorumun beni çok mutlu etti, teşekkür ederim. Kendi sayfama yorum bırakamıyorum ama yazılarımı okumaya devam edenler, takip etmeye devam edenler hepinize çok teşekkürler... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Şimdiden çok teşekkür ederim :)

Katılımınız benim için çok önemli, her zaman beklerim...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...