23 Mayıs 2011 Pazartesi

İstif


Birikiyorlar, üst üste biniyorlar... Alıp dağıtmak istiyorum hepsini, yığınları hallaç pamuğu gibi savurmak istiyorum ama elimi atamıyorum. Biliyorum bir başlasam gelecek gerisi... 

Sevgili konuk yazarım bu günkü yazısında dedi ya "Yazmak Özgürleştirir" diye. İlham verdi bana da. 
Anlatınca, söyleyince, kalbini ortaya koyunca rahatlar insan. Ya dilin çözülmeli ya parmakların işlemeli. 
Şimdi sıkıntım nedir şöyle bir durup düşünmeli...

"Birine beddua edeceksen evine usta girsin de yeter" dermiş rahmetli anneannem zamanında, şimdi anlayabiliyorum ne demek istermiş. Ustalar girip çıkıyor evimizi "yuva" yapmadan önce fiziken hazırlıyorlar. Damarlarını temizliyorlar borular değişiyor, kalbini yokluyorlar mutfak yenileniyor, derisi pörsümüş duvarları boyuyorlar... Hepsi güzel oluyor ama yapıldığı zaman. Zamanında yapılmayan iş, büyüsünü kaybetmeye başlıyor. El elin eşşeğini türkü çağırarak arar misali, kendi kendilerine zaman biçiyorlar, "bu gün olmasa da yarın yaparım" diyorlar. Ama işler öyle yürümüyor usta kardeş, senin el eşşeği diye gördüğün benim biricik kısrağım, sen onu türkülerle çağırırken ben ona şiirler yazıyorum... 

Bir de özlüyorum, neyi özlediğimi kestiremeden. İçimde bir özlem hissi var ama adını koyamıyorum. Sanki kocaman bir balon gibi, içi dolu ama baktığında kocaman bir boşluk görüyorsun...

Kafamda sürekli dönen kelimeler var ama cümle olamıyorlar. Hepsi savrulmuş beynimin boşluğunda tuttuğumu düşünüyorum, tutamadığımın arkasından bakıyorum. 

Nişanla düğün arasına sıkıntılı diyorlardı inanmıyordum. Haklıymışım sıkıntılı değilmiş. Sadece farklıymış. Her yeni girilen dönemde olduğu gibi bu döneminde kendine has özellikleri var. Bir farkı var ki bu dönemin en başından hep biteceği güne göre hareket ediliyor, hiç alışılmaya çalışılmıyor, hep dışlanıyor, hor görülüyor, kıymeti sonradan anlaşılıyor. Sevmeli bu dönemi de, biteceğini bile bile yaşamalı. Keyfini çıkarmalı "nişanlı" olmanın, düğün telaşının, yuva kurma heyecanının... 

Formülümü açıklamıştım, en sonunda da demiştim ki, "Kimse sanmasın ki sızlanıyorum, kimse sanmasın ki şikayetim var... Sürpriz değil yaşananlar... Sadece bu sürece alışmam için biraz zamana ihtiyacım var..."

İşte o zaman geldi, sürece alıştım, sürecin içine girdim. Şimdi süreçle beraber yoğuruluyorum. Bu yüzdendir ki sürekli içim doluyor, birikiyor, taşmak isterken dökülüyor...

3 yorum:

  1. o dönem zor değil de bol koşturmacalı geçiyor cicim. biz ev işini nişandan önce halletmiş olmamıza ve küçük bir düğün organizasyonu yapmamıza rağmen bitmek bilemedi o işler :) kiii ben 2 hafta önceden şöyyle bir arkama yaslanmayı planlıyorum demiştim. tabii ki olamadı :)
    fakat bittikten sonra o dönemler o kadar güzel geliyor kiiii. o heyecan bir anda bitiyor. herkes tarafından onaylanan, tasdikli bir ilişki oluveriyor:)

    YanıtlaSil
  2. Canım, bu dönemin keyfini çıkarmam gerektiğini söyleyen kaçıncı kişisin bilmem. Elimden geldiğince keyfini sürmeye çalışıyorum ama her an olmayabiliyor :)))
    ama dediğinde haklısın kesinlikle zorluk değil yoğunluk esas mesele :)

    YanıtlaSil
  3. Hep söylerim geleneklerimizde ağdalı,şöyle "hadi evlenelim" deyip evlenemiyor insan bu memlekette.Gençler evleneceğine pişman oluyor.

    YanıtlaSil

Şimdiden çok teşekkür ederim :)

Katılımınız benim için çok önemli, her zaman beklerim...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...