cS-1aIC7oVvN0DczzfhH1B8ToLI Ağustos 2011-! ♥ Fesleğen ♥ !

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Ev Halim

Evlendim.
Değiştim.
Ne güzelmiş değişmek.
Eskiden duyardım "Bütün gün evdeydim ama çok yoruldum bir dakika oturmadım." diye.
Çok özenirdim öyle olanlara.
Bense tam bir tembel teneke misali bütün günümü oturarak geçirebiliyordum.
Korkuyordum evlendikten sonra da böyle tembellikler yapıp evime yeterince özen gösteremeyeceğim diye.
Önceden de tek başıma yaşıyordum, yani kendi evimdeydim. "Kendi evime geçince yaparım heralde." diye de düşünemiyordum, "Kendi evimdeyim işte yapmıyorum." diye diye kendimi yiyordum.
Ama hayat bana güzel bir sürpriz yaptı.
Tam da o özendiklerim gibiyim şimdi.
Bu gün bütün gün evimdeydim ve oturma fırsatım olmadı.
Temizlik yaptım, mutfak dolaplarımı düzenledim, yemek yaptım, çamaşır yıkadım...
Çalıştım diye nasıl mutlu oldum...
İnsan evlenince değişiyor diyorlardı da inanmıyordum.
Değiştim işte...

Akşam üstü işler bittikten sonra keyifle eserimi izlerken çektim...


18 Ağustos 2011 Perşembe

Aşk Müzikali


Pazar akşamı yazlıktan dönüyoruz. Sevdiğim radyonun sesini birazcık daha açıyor ve "Bak bu şarkının sözleri çok güzel dinle." diyor. 
Peki diyorum ve dikkat kesiliyorum. 
Deniz Seki söylüyor, tatlı bir melodi var ama sözler beni daha vurmadı. 
Sonra "Dünnnyaaa da!" diyor ve arkasından bir kaç saniye sonra ben mest oluyorum. 
Beklenen sözler yerini buluyor. 
O andan beri aklımda hep bu sözler dönüyor...

Şarkıyı sürekli dinlemiyorum ve sürekli söylüyorum. 
Hep burayı, hep bana "yaşa" diyen yeri...



16 Ağustos 2011 Salı

Sarhoşum


Tam bir ay önce bu gün mutluluktan sarhoş oldum... 

Hala ayılamadım haber vereyim dedim...

2 Ağustos 2011 Salı

Onaltıtemmuzikibinonbir

Kafamdakini yaratmadan yapmıyorum hiç bir şeyi, bu sefer de zaman geçiyor. Kaç gündür sizlere detayları vereceğim ama "yok fotoğraflar gelsin", "yok zaman bulayım", "sıkışık zamanda yazmayayım", "işte yazmiyim, evde yazayım" derken bir baktım ki zaman akmış gitmiş ben yazıyı bir türlü yazamamışım... O yüzden başlıyorum... 

Tabi ki önce bir davetiye gerekiyordu. Sevgili Göksu'cuğumuz bu şahane sevimli davetiyeyi hazırladı bizler için. Göksu'nun blogunu daha önce duymadıysanız hemen buraya ışınlayın kendinizi... 
Davetiye tam istediğim gibi bize özel ve enerjik oldu. 
Bu arada davetiyeler o kadar bize özel oldu ki, bütün davetiyelerin olmazsa olmazı bir şeyi biz kullanmadık, bulun bakalım neymiş? 
Davetiyelerimiz sağ salim yerlerine ulaştılar ve çok sevildiler...
Fotoğraflarımızı Tuğba Azcan çekti. Buradan bloguna ulaşabilir ve çalışmalarını inceleyebilirsiniz. Bütün bir günümüzü beraber geçirdik ve inanın süper geçti... Gelelim o güne... 

Düğün öncesi heyecanlı ve stresliydim. Ne var ki 16 Temmuz sabahı uyandığımda bir bulut kadar hafif, pamuk şeker kadar pembeydim... Tabi ki önce kuaföre gidildi, saça ilk dokunuşlar yapıldı. Sonra sazı Rıfat aldı ve şahane bir makyajla beni geline dönüştürdü. Rıfat'ı tanımıyorsanız blogunu ziyaret edin derim, kendisi tam da işinin ehli, süper bir mua. (Buradan da anlaşılacağı üzere, blogu olmayanla çalışmam arkadaş)


Sonra tabi ki ayakkabının altına isimler yazıldı... (Burada adını göremeyenler, diğer tekinde de isimler vardı)


Kızlar bana gelinliğimi giydirdiler...


Hazır oldum ve damadı beklemeye başladım. 
Damadımız geldi ama kapılar kapalıydı...


Bindik arabamıza,


Mutluluğa imza atmaya gittik...


Rüya gibi bir gün geçirdik... 
Her şeyin aklımda olduğu ama hiç bir şeyi hatırlamadığım her günden farklı bir gün... 
Sanki her yerde bulutlar vardı, sanki kelebeklerle beraberdik... 


Bu özel günümüzde bizimle olan, emeği geçen herkese çok teşekkürler... 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...