cS-1aIC7oVvN0DczzfhH1B8ToLI Eylül 2011-! ♥ Fesleğen ♥ !

29 Eylül 2011 Perşembe

Bize İyi Kalbin Gerek!


Sosyal medya yine iş başında! Blog yazarları kafa kafaya vermişler ve çok güzel bir projeye imza atmışlar. Hepimizin bildiği ve düşünmekten kaçtığı bir konuyu almışlar bir güzel projelendirmişler. 

"Sosyal Medya Ön yargıya Karşı" demişler ve 20 blogger bir araya gelmişler, M.A.C. tarafından kırmızı kurdelelerle süslenmişler ve Dilan Bozyel'in objektifine poz vermişler. Konuyu farklı açılardan ele almaları özellikle en çok hoşuma giden kısım oldu...
SorumluBlog: Bize İyi Kalbin Gerek” Fotoğraf Sergisi, M.A.C Kozmetik Ana Sponsorluğunda 1-15 Ekim Tarihleri Arasında Taksim Metro İstasyonu yürüyen bantlar katında ziyaretinize açık...
Çözümsüz değil! 1996’dan bu yana tedavisi var!
HIV öpüşmek, elele tutuşmak, aynı bardak/kaptan yiyip içemek, aynı banyo ve tuvaleti kullanmak, kondom kullanarak sevişmek, aynı kuaföre gitmek, aynı objelere dokunmakla bulaşmaz. Kısaca aynı sosyal yaşamın içinde birlikte yaşamaya ve paylaşmaya engel değildir.
HIV pozitiflerin en büyük sorunu toplum ve sevdikleri tarafından dışlanmak ya da dışlanma korkusu yaşamaktır. Tedavisi olan bir hastalığa rağmen pek çok HIV pozitifliyi bu önyargılar, izole etme ve yalnızlaştırma öldürmektedir.
Projeye Katılanlar : Pucca, Ceri Levis , Onur Yuksel, Koray Caner, Serapla Moda, Zet Fashion, Cindrella Under The Umbrella, Moda Cadısı, Modenise, Atgotten, Kim Lan Bu Hayatimin Erkegi, Pipi Disko, French Oje, Twitdayı ,Can Direkli, Alışveriş Cini, Fashion By Siu, Bilun Şen, Stilize, Styleboom, Miray Uçar

HIV/AIDS ile ilgili doğru ve detaylı bilgi almak için:
Sorumlu Blog Projesi ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için:

Ayrıca Twitter'da  #bizeiyikalbingerek diyerek ve konuyu blogunuzda/facebook hesabınızda paylaşarak projeye siz de destek olabilirsiniz.

28 Eylül 2011 Çarşamba

Nasıl başlamalı bilmiyorum...

Söze nereden başlamalı bilmiyorum.
Kısa ve öz olsun istiyorum.
Sizi ihmal ettiğim için özür dilerim.
Bir yanım sürekli sizi düşünse de bir yanım nedenini tam olarak çözemediğim bir şekilde sizden uzak durmak istiyor.
Sizi kırmak ya da üzmek istemezdim.
Ne kadar görmek, anlatmak, göstermek istesem de sizinleyken hissettiğim ve uzaklaşmak istediğim bazı duygular beni sizden ayrı koyuyor.
Bir değişiklik beklediğim için değil sadece artık hemen her gece rüyalarımda daha az mahçup hissederek uyanmak istediğim için geliyor bu satırlar...


Bu mesajın sahipleri kendilerini biliyorlar, bu mesajın sana olduğuna inanmıyorsan emin ol sana değildir. 

20 Eylül 2011 Salı

İnanmayın


“Günlük hayatın gerçekleri”
Lafına inanmayın
Sadece sizin gerçekliginiz var unutmayın…

19 Eylül 2011 Pazartesi

İnanın

 Hayat güzel!
Gerçekten,
inanın bana...
ilham, ask ve sevgi dolu...

16 Eylül 2011 Cuma

Ritim Tutalım Hep Beraber

Hayatın bir ritmi var burası su götürmez bir gerçek... 

Müzik kulağım nasıldır bilmem ama ritimleri iyi yakalarım. Bir şarkıyı dinlerken ritmine vurulurum önce, hep aynı giden ritimlerle dans edemem, sürekli değişmeli, kulağıma gelen vurgular... 

Hayatın ritmini de aynen böyle yakalamak gerekiyor işte... Onun bizden kaçtığı yok ya, olsun biz yine de "yakalayalım". O ritmi bulup da kendinizi o ritmin ahengine teslim ettiğiniz zaman hayatın bütün iniş çıkışları bir anlam kazanıyor... Çünkü her hayatın iniş çıkışları var ve ritimler inişler çıkışları olduğu zaman bir anlam kazanırlar... 

Her hayatın kendine özgü bir ritmi var, yani her hayat sahibi bir ritimle yaşıyor. Aslında o ritim hep var ama biz o ritmi fark etmiyoruz, kendi kendimize bir ritim tutmaya çalışıyoruz ne zaman ki düşünmeyi bırakıyoruz işte o zaman senkronize oluyoruz bize özel ritimimizle... Kendi hayat ritminizle senkronize olduğunuzda anlıyorsunuz, o an yaptığınız her ne ise daha anlamlı geliyor gözünüze, duyduğunuz sesler hep orada, kokular hep burnunuzdaymış gibi oluyor ve "İşte hayat bu" diyorsunuz... 

Tatillerde çok kurarız bu cümleyi, o anlarda kendi ritmimiz ile uyum içindeyizdir, ne olursa olur çıkarız o ritimden ve özleriz tatili. Aslında özlediğimiz ne kumdur, ne güneş ne de deniz. Özlediğimiz o senkronize olmuş halimizdir. Güzel geçen bir çok anımızda bu his vardır, sonra iki adım atarız ve o senkronizasyonu arkamızda bırakırız. Adımlarımız ya çok hızlı oluyor ya çok yavaş...

Nasıl bulursunuz ritminizi, bulduğunuz zaman nasıl hep o ritimde kalırsınız işte o kısmını ben de daha bilmiyorum. Ama en azından hayatla senkronize olduğunuzda tadını çıkarın, mümkün olduğunca kendinizi bırakın...

8 Eylül 2011 Perşembe

Neden diye

Sormak istiyor insan bazen ona "Neden?" diye, sonra diyor ki "Onu tanımıyorsun bile"
o zaman tekrar soruyor insan kendine "Neden merak ediyorsun?" diye...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...