cS-1aIC7oVvN0DczzfhH1B8ToLI Aralık 2011-Fesleğen

31 Aralık 2011 Cumartesi

Yeni yıl

Yıl yeni ama en güzel dilekler klasik olanlar... 

Yeni yıl, sizlere sağlık, mutluluk, huzur, başarı ve sevgi getirsin. 
2012 her senenin başında hissettiğiniz umutlarınızı çoğaltsın, yeni hayallere yer açsın. 


Sizi seviyorum iyi yıllar!!!

29 Aralık 2011 Perşembe

Facebook


Fesleğen de artık Facebook'lu oldu. 

Baktım sevgili blogum Facebook'ta yok hemen kolları sıvadım ve kendisine bir sayfa açtım. 
Henüz çok taze, inşallah sizlerin de desteğiyle büyüyecek. 

Bütün eski yazılarımı arşivledim, albümlerden onlara da kolayca ulaşabilirsiniz. Bekliyorum ;) 

Facebook sayfası için tık tık. 

28 Aralık 2011 Çarşamba

Hayır

Bazen "Hayır" demek ister insan.
Yapamam, gidemem, gelemem demek ister.
O zaman yumuşatılır hayırlar.
Önce renkleri siyahtan griye çekilir, pembe çerçeveler çizilir ki yansıması da pembe olsun. Sonra da bir anda söyleniverir, grilerin pembelerin arasında "hayır" arada kaynasın istenir.


Kimi zaman görülür ki karşı taraf gayet rahat, sen hayır demişsin, evet demişsin umurunda değil. Kendine kızarsın bir hayır demek için kendini bu kadar sıktığın için. 
Kimi zaman bir bakarsın ortalık kaynıyor. Ne o alt tarafı hayır demişsin, kendine kızarsın hayır dedin diye. 
Kimi zaman sen hayır dersin karşı taraf rahatlar. Meğer o da senin hayır demeni beklermiş. Kendine kızmazsın hayır dedin diye yoluna bakarsın. 

Zaman gelir demen gerekir,
Bence çekinmeden söylenmelidir...

27 Aralık 2011 Salı

Yanlış iz


Yanlış iz peşinde olduğumu düşünüyorum...

26 Aralık 2011 Pazartesi

Düş


O'nun hiç düşü yoktu, 
Hayat O'na benim düşlerimi verdi... 


23 Aralık 2011 Cuma

Like a Virgin

Sabah çıktım evden durağa yürüyorum. Karşıdan karşıya geçeceğim de bir gariplik var. Müzik sesi geliyor bir yerden. Bakınıyorum ilk başta göremiyorum sonra dikkatimi gri bir Toyota Yaris çekiyor. Aaaa arabadan eneri fışkırıyor. O sırada karşıya geçiyor yolun ortasında duruyorum. Evet oradaki gri arabanın içinde bir kadın açmış müziğin sesini sabah neşesizlerine inat kendi kendine eğleniyor. "Like a virgin" çalıyor, kadın söylüyor, oynuyor, tempo tutuyor. Ben gözlerim kadında durağıma doğru ilerlemeye devam ediyorum ama yakın bir yerlerden de duyuyorum şarkıyı. O kadının güzel enerjisi geçiyor bana "Like a virgin, touch for the very first time, like a virgin, when your heart beats next to mineee...." diye ufak hoplamalarla başlıyorum güne... 


Bu sabah Kozyatağı civarında enerjisiyle ışıldayan kadın teşekkür ederim... 

21 Aralık 2011 Çarşamba

Cefa=Deva

Dolanıyordum sayfalarım arasında, bir o yazımı okuyordum bir bu yazıma takılıyordum. Kendimi okuyordum, sayfa sayfa dökülüyordum. 


Bir sayfa çıktı önüme, başlığını hiç hatırlamıyorum. Ne zaman yazmışım farkında değilim. Okudum diğerleri gibi. Şaştım kaldım. Şu anda duymaya ihtiyacım olanları söylüyordum, uzun zaman önce söylemişim. Sanki bu gün açayım da okuyayım diye yazmışım o günden hazır etmişim. 


Bu daha önce de olmuştu. O zaman sevdiğim beni benim cümlelerimle alt etmişti. Şimdi de kendi kendimi kendi cümlelerimle alt ettim. 





Karşıma çıkan son yazıda da dediğim gibi her şey bende gizli.

Cefa da, deva da benim...

20 Aralık 2011 Salı

Sevdiklerim #2


Serinin ikinci bölümü ile karşınızdayım. Aklıma gelen, gün içinde not aldığım sevdiklerime devam ediyoruz. 

  • Çikolata ve çikolatalı tatlıları yemek, 
  • Doğaya kaçmak,
  • Köpekler,
  • Hayvanlar,
  • İnekli, inek desenli her şey,
  • Su, gerçek limonlu soda, limonata ve şalgam içmek,
  • Limon,
  • Ekşi olan her şey, 
  • Pembe,
  • Beyaz,
  • Gri,
  • Siyah, 
  • Parmak arası terlik,
  • Yolculuğa çıkmak, 
  • Turist olmak, 
  • Yan gelip yatmak,
  • Kırmızı ruj, 
  • Gelincik,
  • Papatya, 
  • Kanlıca yoğurdu yemek, 
  • Beyaz şarap içmek, 
  • Kırtasiyeler,
  • Cam 


19 Aralık 2011 Pazartesi

Pembe gönlüm sende

2012'ye pembe girmeye karar verdim. 
Ne zamandır sebepsiz bir şekilde benden uzaklaşmıştı pembe, onu tekrardan hayatıma sokmaya karar verdim. 


Bu yıldan pembe mutluluklar, 


Pembe sevinçler, 


 Pembe huzurlu zamanlar istiyorum...


Ben yeni yıla pembe giriyorum. 
Siz renginizi seçtiniz mi?

16 Aralık 2011 Cuma

Sevdiklerim #1

İki önceki postta da adı geçen Serrose, aktif bir blogger olarak sürekli yeni şeyler üretiyor, izleyicilerine hep güzellikler sunuyor. Onu okumanın en güzel yanlarından biri de bir sürü seriye sahip olması.(Almayacağım, instagram ile pazartesi, Japonya Sokakları, Japonya'da Tabelalar, Pazar Fotoğrafı, Tükettim, Yediğim içtiğim, Sevdim/seviyorum)Onun bu serilerini okumaya bayılıyor ve hep "ben de yapsam bir seri, ne tatlı oluyor" diye düşünüyordum. Yanlış anlaşılmasın o yaptı ben de yapayım diye değil, ben öyle seri halinde ilerlemesini sevdiğim için yapmak istedim. Yapmak istedim de bir türlü böyle sürüp giden konu yaratamamıştım. 


Bu gün de birden aklıma sevdiğim şeyleri yazmak geldi. Başladım sıralamaya. Yayınlayayım dedim önce, sonra hepsi bitsin yayınlarım dedim. Ama o anda şimşekler çaktı beynimde "seri yapsam ya ben bu konuyu" dedim. Böylelikle ilk serimi başlatmış bulunuyorum. Daha önce kendimi "-İ Halim" ile tanımlamıştım. Şimdi ise günlük hayatta sevdiklerim var. 
Karşınızda plndrkn'nin sevdikleri; 

  • Jazz dinlemek,
  • Kahve içmek, 
  • Kitap okumak, 
  • Yazı yazmak,
  • Sinemaya gitmek,
  • Yabancı dizi izlemek, 
  • Makarna, pizza, cheesecake, dondurma, et, tavuk, balık yemek, 
  • Sarımsaklı yiyecekler, 
  • Erimiş kaşarlı yiyecekler,
  • Şehir, 
  • Şehir ışıkları, 
  • İstanbul, 
  • Kız kulesi,
  • Dekorasyon, 
  • Deniz, 
  • Kum, 
  • Kar, 
  • Gök gürültüsü, 
  • Fırtına,  
  • İnternet
  • Teknoloji,
  • Blogum, 
  • İzleyicilerim.

Şimdilik karışık listem bu kadar bakalım seri ilerledikçe neler keşfedeceğim kendime dair... 

15 Aralık 2011 Perşembe

15 Aralık 2011

Ben bu günü çok sevdim!
Bu günü 15 Aralık 2011'i! 


Neden sevdim, ne oldu da bu güne böyle bağlandım bilmiyorum ama üzümünü ye bağını sorma demişler. Ben de o yüzden soruşturmuyorum mutluluğumu...

Mutluyum ya gerisi boş... 

Hatta sabah beni alsın diye bekleyen otobüse binince, beklediği için şoföre teşekkür edeyim derken ağzımdan kocaman bir "Günaydın!" çıktı. Ama ne günaydın sanırsın az önce içime bir kelebek kaçtı da onun mutluluğunu otobüsle paylaşmak istiyormuş gibi. Tabi çok sevgili hayatından bezmiş otobüs şoförümüz yüzüme baktı ve vitesi attırarak aracı kaldırdı. Ben de yüzümdeki gülümsemeyi biraz daha makul bir seviyeye getirerek otobüstekilere döndüm ve arkalara doğru ilerledim. 



Ben mutluyum ya bu gün, siz de mutlu olun.

Gülümseyin bu gün, 
neden olduğunu boşverin sadece dudak kıvrımlarınız kulaklarınıza doğru yaklaşsın yeter... 

14 Aralık 2011 Çarşamba

Beyoğlu Rapsodisi

Her gün işe gidip gelirken yollarda kitap okuduğumdan daha önce de bahsetmiştim. Fakat uzun zamandır kitap alışverişi yapamadım ve elimdeki kitap stoğu tükenmeye başladı. Ben de bu fırsatı değerlendirip yıllardır kütüphanemde duran ama bir türlü okuyamadığım kitapları okumaya başladım.

Hafta sonu bir baktım sevgili Japon gülümüz Serrose instagramdan bu fotoğrafı paylaşmış;


Pazartesi sabahı oldu yola çıkmadan kitaplığın önüne dikildim bir baktım orada annemin kütüphanesinde olduğunu düşündüğüm tanıdık bir yüz var. Evet Beyoğlu Rapsodisi!


Kitap 2004 yılında alınmış o gün bu gündür o ev senin, bu kütüphane benim dolaşıyordu benimle. Sonunda hakettiği değeri kazandı ve tarafımdan okunmaya başlandı.

Serrose 33. baskıyı okuyor benim kitabım ise 11.baskı (fotoğrafta çıkmamış ama). Aralarında 22 baskı olmasına karşın iki kitap şu anda aynı zamandalar, eş zamanlı hayatların bir parçası oldular...

Bir de İnternete yasaklar getiriliyor, saçma yasaklarla iletişim özgürlüğümüz kısıtlanmaya çalışılıyor oysa ki İnternet olmasa böyle tatlı paylaşımlar olur muydu? Düşünün Japonya'da bir Türk yaşıyor ve okuduğu kitabı paylaşıyor. Türkiye'de yaşayan diğer Türk gidiyor yıllardır yüzüne bakmadığı kitabı okumaya başlıyor. Dünyanın iki ucundaki iki insan aynı anda aynı kitabı okuyor. Bu tabi ki her an olan bir durum ama bunun farkında olmanın tadı bir ayrı güzel.

Turkcell'in dediği gibi "hayat paylaşınca güzel!"

Yeni kayıt


Unutmuşum bu tuşu... 

Yaşarken neleri kaydediyorum ama buradan yeni bir kayıt açmayalı 12 gün olduğunu görünce şok oldum... 

                          En kısa zamanda görüşelim diyorum ben, siz ne dersiniz?




2 Aralık 2011 Cuma

Replik

Babam hep şöyle derdi;

"Asla yaptığımız şeylerden değil, yapmadıklarımızdan pişmanlık duymalıyız. Ama ben çocuğumu aldırdım. Bu nedir hiç bilmiyorum..."


Katie Marks,
All Good Things (2010)


1 Aralık 2011 Perşembe

Çok kıskanıyorum

Sabahları köprünün üzerinden her geçişimde kafamı kitabımdan kaldırıp o muhteşem manzarayı seyre daldığımı daha önce de söylemiştim sanırım. Hava açık ve güneşli ise içime ışık doğuyor, kapalı ve puslu ise enerji doğuyor, sisli ise kıskançlık doğuyor. Neden mi? Çünkü hava böyle kapalı, sisli olduğu vakitlerde boğazdan daha çok balık çıkıyor kanımca ve Kuruçeşme'nin önü minik balıkçı sandallarıyla doluyor. Aman onları nasıl kıskanıyorum ben. Sabah sabah dünyanın en güzel manzaralarının birine dahil oluyorlar, manzaraya bakmıyor, manzaranın kendisi oluyorlar. Güzel İstanbulumun orta yerinde minik sandallarında balık tutuyorlar. Bundan büyük mutluluk olur mu? Onları her gördüğümde o an yaşadıkları huzuru, mutluluğu, sakinliği ve dinginliği içimde hissediyorum. O an orada olsam, onlarla beraber ellerim balık koka koka keyif yapsam diyorum...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...