11 Eylül 2012 Salı

Kadıköy - Kartal Metro Hattı - İkinci izlenim

Kadıköy - Kartal Metro hattı konusundaki hassasiyetimi biliyorsunuz. Açılış öncesi heyecanımı burada paylaşmış, ilk izlenimimi ise detaylı bir şekilde sizlere şuradan ulaştırmaya çalışmıştım.

Metroyu bir kez daha kullanma şansım oldu, bu sefer farklı bir duraktan bindiğim için bir nebze de olsa ilk izlenim tadında oldu benim için...

Metrobüsle karşıdan geldikten sonra eve dönüşümü metro ile tamamlamayı uygun buldum. Metrobüs'ün Uzunçayır durağında indiğinizde metronun Ünalan durağına bağlanmış oluyorsunuz. Neden aynı yerdeki duraklara farklı isimler verilmiş bilemedim ama "Keşke isimleri aynı olsaymış." diye düşündüm, kafa karışıklığına sebep olabilir... Metrobüsten durağa girdiğinizde sizi kocaman güzel bir resim karşılıyor, duvarları doldurma - süsleme işlemlerinin bir yerlerde başladığını gördüğüme sevindim, çok hoş duruyordu... Hepsini çekemediğim çocukların mutluluğu...


Çalıştığım zamanlarda olduğu gibi yine Uzunçayır durağında indim ve metroya girişimi yaptım. Daha doğrusu giriş yapmaya çalıştım, zira metrobüsten inip trenlere ulaşmam yaklaşık yedi dakika sürdü. İlk önce bir kat merdiven indim sonra Taksim metrosunda olduğu gibi iki tane yürüyen bantla devam ettim (ikinci bantın benim bineceğim yönü kapalıydı o kısmı normal yürüdük.) sora kısa bir merdivenle çeyrek kat kadar yukarı çıktım ve son olarak iki kat merdiven inerek perona ulaştım. Anlatırken uzun geliyor ve inanın yürürken de aynı hissi yaşıyorsunuz. Bir amca "Bitmedi, bitemedi, çıkamadım dışarı." diye tatlı tatlı söylenerek dışarı doğru yürüyordu.  Bu konuda söyleyecek pek bir şey yok tabi, mühendislik işi, "şöyle olsaymış, böyle olsaymış" diyemeyeceğim bir durum ama bir - iki duraklık mesafe için bu kadar yolu ineceğime ayakta sıkış tepiş de olsa minibüs veya otobüsle gidiveririm diye düşünmüyor değil insan... 

İn - yürü - çık - in seansının son iki merdiveni Kozyatağı durağında gördüğüm mağara konseptindeydi. 
Yalnız ilk merdiven ve ardındaki yol güzelce bu konsepte uygundu fakat bir sonraki merdiven çok başarılı değildi sadece yalapşap lacivert boya ile boyanmıştı. Burada bir kez daha emin oldum ki bu konsept bir türlü bitmeyen metronun vakit kaybetmeden bitirilmesi için bulunmuş akıllıca bir çözümdü. Duvarları Avrupa yakasındaki duraklarda olduğu gibi güzel pırıl pırıl fayanslarla kaplama maliyet ve zamanı yerine koyu bir lacivert boyayla boyama ve gri endüstriyel lambalar takarak işi çözmüşler...


İstanbul Ulaşım'dan duyuru var!


Bitmemişliğin en çok hissedildiği yer... Treni karşınızdaki leş gibi duvarlara bakarak bekliyorsunuz, umarım elden geçirilir ve temiz bir görüntü elde edilir...


İlk izlenimimde bahsettiğim gibi her trenin tavan süslemesi farklı oluyor. Bu sefer süsümüz böyleydi... 
Koltuk renkleri ise kiremit rengi tonlarındaydı...


Trenin içinde gördüğüm bu uyarı levhasındaki hamilenin günümüz şehirli hamileleri gibi sadece karnı büyümüş halini pek sevimli buldum...


Diğer detaylara gelirsek, Ünalan durağının ana rengi somon tonlarındaydı. Bostancı durağıyla benzerlik gösteriyordu. Ünalan'dan Kozyatağı'na varmam kısa sürdü fakat metrobüsten eve kadar geldiğim toplam süre 35-40 dakikayı buldu ki bu benim için minibüs ve otobüsten daha uzun bir süre... Hele ki işe gidiş veya iş çıkışı saati değilse evimden metrobüse varmam en fazla 15 dakikayı buluyor yani o kadar heyecanla beklediğim metro benim için 2-3 duraklık mesaferlerde pek pratik olmayacak gibi duruyor... 

Perona geldiğim vakit "Kartal" yazan tarafa geldim ve beklemeye başladım fakat tren benim gelmesini beklediğimin aksi yönünde gelince ters tarafta beklediğimi zannettim ve diğer perona geçtim. Gelin görün ki bu sefer gerek gelen trenin boşluğu gerekse bekleyen sayısının azlığıyla yanlış tarafta olduğumu anladım ve ilk peronuma geri döndüm. Tabi bu arada boşu boşuna yaklaşık bir dört beş dakika kaybetmiş oldum. Beni yakından tanıyanlar şaşırabilir çünkü yön bulma konusunda iyiyimdir fakat bu sefer işler karıştı. İlk defa bu kadar yönümü şaşırdım diyebilirim. Kozyatağı'nda indiğimde bile hala yön bana ters geliyordu. Sanırım o kadar in-çık-yürü sırasında yönümü şaşırdım, bir kez de buradan o tarafa gidip bu yön işini kabullenmem gerekiyor... Diyeceğim o ki sevgili okur, sen sen ol yön duyguna güven ama tabelaların da sözünü dinle...

Fotoğraflar yine telefonla çekildi, yanımda makinam yoktu... Maksat fikir vermek olsun... 

4 yorum:

  1. Merhaba;

    Yön konusundaki şaşırmayı ben de yaşadım ve hala sanki ters yöne gidiyormuşum gibi bir duygu hala var. Bir de şunu hala anlamış değilim; Kozyatağı durağından kadıköy yönüne giderken son vagona bindiğiniz zaman Kadıköy'e ulaştığınız zaman (ters kapıdan iniş yaptığınız için sanrım) sanki ilk vagona binmişsiniz gibi oluyor bu da benim için hala çözemediğim bir umamma. İşe gidip gelme açısından ben Kozyatağı Kadıköy yönün kullandığım için özellikle akşam eve dönerken sanırım 1 saatlik bir kazancım oldu.

    Selamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yalnız olmadığımı bilmek iyi geldi, teşekkürler :) Dün baya bir kafam karıştı ve şaşırdım :) Kozyatağı - Kadıköy gibi 3den fazla durak gidildiğinde sanırım kazanç daha iyi hissediliyor. Hele ki iş çıkış saatlerinde netleşiyordur fark...

      Sil

Şimdiden çok teşekkür ederim :)

Katılımınız benim için çok önemli, her zaman beklerim...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...