cS-1aIC7oVvN0DczzfhH1B8ToLI Ruhunuzu doyurmayı unutmayın!-! ♥ Fesleğen ♥ !

5 Kasım 2012 Pazartesi

Ruhunuzu doyurmayı unutmayın!

Merhaba ben Pelin ve ben bir duygusal yiyiciyim...

Nasıl mı? Şöyle ki, ben üzüntümde, sinirimde, mutluluğumda, sevincimde her farklı bir duyguya geçişimde ilk iş olarak mutfağın yolunu tutuyorum. Eğer ki sen de üzüntünü bir parça çikolatayla hafifletmeye, sevincini kocaman bir pizzayla arttırmaya çalışıyorsan bil ki sen de duygularınla yemek yiyorsun ve bu uzun yazıyı okumak işine yarayabilir. Yok sen sadece çok yiyen ama kilo almayan o metabolizması hızlı şanslılardansan sadece sana farklı gelecek bu uzun yazıyı okuyabilirsin. İkisi de değilsen sen de oku, kim bilir bir gün işine yarar belki...



Benim kiloyla aramda hep bir çekişme oldu. Bu çekişme sırasında çok yıprandım, çoğu zaman ne yapacağımı şaşırdım. (konuyla ilgili bir kafa karışıklığımı buradan okuyabilirsiniz.) Gel zaman git zaman konuyla ilgili onu oku bunu oku derken bir baktım ki ben safkan bir duygusal yiyiciymişim. Fiziksel diyetlerin bir yere kadar işe yaradığı bir şekilde yemek yeme alışkanlıkları üzerine psikolojik olarak da üzerine düşülmesi gereken biriymişim. Yani üzüldüğü veya sinirlendiği zaman bu halini üzerinden atmak için yemek yemeyi tercih eden ama aynı şekilde çok mutlu olduğu zaman da bu mutluluğunu artırmak için yine yemek yemeği tercih eden biri. (Mesela benim duygusal yiyiciliğim özellikle yalnız olduğum zamanlarda kriz yaratıyor.)

Duygusal olarak kötü olduğumuz bir an yediğimiz bir tabak kremalı makarna ile mutlu olur kendimizi iyi hissedebiliriz, doğrudur ama ne yazık ki yalan bir duygudur hissettiğimiz. Üzüntülerimizi, dertlerimizi, stresimizi anlık mutluluklarla görmezden geliriz, o an midemize girenlerle o sorunları hissetmez oluruz, sanki uçup gitmişlerdir. Oysa ki onlar bir yere gitmediği gibi artık midenizde de koca bir kremalı makarna durmaktadır... Bu böyle sürüp gider, üzülür yeriz mutlu oluruz (mu), sinirlenir yer rahatlarız (mı), sevinir yer sevincimizi katlarız (mı)... (Konuyla ilgili çok tatlı birinin yaşadıklarını buradan okuyabilirsiniz.)

Duygusal yiyiciler her zaman duygularının yönlendirmesiyle yemeğe saldırmaz kimi zaman ise akıllarına bir yiyecek düşer ve o an onu yemezlerse doymayacaklarını düşünürler. Örneğin o an canı pizza çektiyse önüne hamburgerler de yığsanız, mantılarda açsanız o pizzayı yemeden içi rahat etmeyecek ve kendini doymuş hissetmeyecektir. Oysa ki fiziksel açlıkta böyle bir sorun yoktur, siz sadece acıkırsınız ve ne yediğinizin bir önemi yoktur. Kuru ekmeğe peynir koyup karnınızı doyurabilirsiniz. Aynı zamanda bu akla düşen yiyecek ve açlık fikri bir anda aniden oluşur, yani kişi bir kaç dakika içinde kurt gibi acıkmıştır ve onu doyuracak tek bir şey vardır ve o yenmelidir! Fiziksel açlık ise yavaş yavaş gelir ve bekleyebilir. Bedeniniz acıktığı zaman beklemeyi bilir oysa ki ruhunuzun açlığının durdurulamaz bir acelesi olur. Duygusal bir yiyici olup olmadığınızı anlamanın en güzel yollarından biri açlık anlarınızdaki tepkinizden anlayabilirsiniz. Takıntılı bir şekilde beklemeyecek kadar aç hissediyorsanız kendinizi ruhunuz acıkmıştır ama eğer ki sadece midenizde bir boşluk hissediyorsanız rahat olun sadece acıkmışsınızdır.

Ben duygusal bir yiyici olduğumu öğrendim. Peki öğrenince ne oluyor? Hiç bir şey! Hayatta sadece bilmek işe yarasaydı dünya çok farklı bir yer olurdu.... Hala daha üzüldüğümde aklıma çikolata, sevindiğimde mutluluğunu artıracak bir yemek geliyor ama artık seçim yapabiliyorum. Açlıklarımı ayırt edebiliyor ve ona göre tercih yapabiliyorum. Tabi ki bu her an, her zaman başarılı olmuyor. Kimi zamanlarda yine de gidip o aklımdakini yiyorum ama en azından onu yeme sorumluluğunu alıyorum ve sonrasında kendimi suçlu hissetmiyorum. Çünkü duygusal yiyicilerin bir diğer problemi de hissettikleri suçluluk duygusudur. Duygusal yiyiciler, benim "kriz anı" olarak tabir ettiğim o önüne geçilemez açlık hallerinde önlerine ne gelirse saldırırlar ve doyamıyormuş gibi yerler. Tabi esasen bedenlerinin o gıdalara ihtiyacı olmadığı için haddinden fazla yemenin rahatsızlığını yaşar ve güçlü bir suçluluk duygusu hissederler. Bu onları içinden çıkılmaz bir kısır döngünün de içine sokar esasen, üzüldükleri/sinirlendikleri için yerler, yedikleri için yine üzülür/sinirlenirler... Benim duygusal yiyicilik farkındalığım bu suçluluk duygusunun yaşamamın önüne geçti. Daha öncesinde ben de aynı şekilde önümdeki artıklara bakıp derin bir pişmanlık hissine kapılıyordum. Ama şimdi eğer ki ruhumun açlığına yenilmişsem bunun sorumluluğunu alıyorum, hem o kriz anlarında eskisi kadar yemiyorum hem de yediklerimden sonra o suçluluğu hissetmiyorum.

Bu satırların ardından siz de bir duygusal yiyici olduğunuzu düşünüyorsanız bilin ki ruhunuzun doyurulmaya ihtiyacı var. Duygusal yiyicilere en çok tavsiye edilen şey bir hobiye sahip olmaları ve o kriz anı geldiğinde kendilerini bir şekilde oyalamaları. Genellikle o kriz anlarında ruhunuz acıkmış ve doyurulmak istiyor fakat beynimiz ruhun açlığı ile bedenin açlığını ne yazık ki ayırt edemiyor. Ve siz bir açlık hissediyorsunuz. Yaşadığınız bedeninizin doyurulma ihtiyacı olmadığı için bu farklı açlığı anlayamıyor ve canınızın şiddetli bir şekilde o yiyeceği istediğini sanıyorsunuz. Pis bir durum evet ama yaşıyoruz bunu ne yazık ki... Bu yüzden bu kriz anlarını ayırt etmeyi öğrendiğiniz zaman aklınıza takılan o yiyeceği yemek yerine aklınızı ve ruhunuzu başka şeylerle meşgul ederseniz görüyorsunuz ki o yiyecek aklınızdan uçup gitmiş ve siz artık o kadar da aç değilsiniz.

Bedenimiz ve ruhumuz iç içe, her ikisi de birbirinden besleniyor... Çok yediğinizde, doyamadığınızda, durmaya çalışın ve kendinizi dinleyin. Emin olun o güzel ruhunuzun sizden beklediği ufak bir şey vardır ve onu çikolatalı pastayla kandıramazsanız... Ruhunuz sizden çikolatalı pastayı yiyerek anlık bir mutluluk yaşamanızı değil o pastayı yaparak mutlu olmanızı bekler ve o zaman doyar...

15 yorum:

  1. Günaydın Pelin,
    Karşımda televizyon ve önümde pc ile kahvaltı yaparken, yazını okuyordum ve birden farkettim ki ; masamda ne varsa silip süpürmüşüm :))
    Sanırım hem fiziksel, hemde duygusal açlığımı aynı anda gidermeye çalışmakta işe yaramıyor :(( sonu pişmanlık!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günaydın :)
      Bence ikisini ayırt etmeyi öğrenirsen sonu pişmanlık değil sadece doygunluk olur ;)

      Sil
  2. Ben de duygusal yiyicilerdenim malesef,hobi edinmek çok mantıklı..Güzel paylaşım teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah ah biz kadınlarda çok var sanırım bu duygusal yiyicilik :) Beğenmene sevindim, ben teşekkür ederim yorumun için...

      Sil
  3. Harika bir yazı, eline sağlık..

    YanıtlaSil
  4. Pelinciğim çok güzel çok faydalı bir yazı olmuş,ben de fazlasıyla gelgitlerdeyim... Yazını okurken, insan sorguluyor kendini; 'Evet anladım ki ben de bir duygusal yiyiciyim... Bu yüzden belkide tabağı ağzına kadar doldurup yada 1 parçayla yetinmeyip kocaman bir çikolata alıp; çok fazla olduğunu bile bile sonunu görme çabaları... Şartlanmış şekilde yediğimi farkettim yazını okuyunca... Yeniden ruha yönelip ruhu doyurma zamanı...

    YanıtlaSil
  5. Merhaba Pelin
    "Bedeniniz acıktığı zaman beklemeyi bilir oysa ki ruhunuzun açlığının durdurulamaz bir acelesi olur." cok guzel aciklamis durumumu, ben de duygusal bir yiyiciyim. Ve bunun cok uzun zamandir farkindayim, her zaman kontrol etmek mumkun degil, o yuzden kilom surekli bir inis cikis da. Ama yediklerim icin sucluluk duygusu yok ve simdiye kadar bir iki ozel durum haricinde cok kilolu da olmadim, olduklarimda ise kontrolu ele alip tekrar normale dondum. Dis uyaricilar da cok etkili insanin yemek yemek istemesinde, o yuzden o uyaranlari kaldirdim. Bunlari zaman icinde ogreniyoruz, sevinince birseyler yemeye uzulunce birseyler yemeye alistiriyoruz bunyemizi. Reklamda cikolata gorunce, panoda sicak kahve gorunce bagliyoruz hemen tatliyla ikisini, ayni duygularimiza bagladigimiz gibi. Once dis etkenlere kapatmak lazim bunyeyi, sonra diyetle yada diyetsiz gidiyor bir sekilde kilolar da. Hayat hikayesi yazmisim yorumda :) Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzun yorumları seviyorum hep böyle uzun cevaplar beklerim :)
      Bu açıdan da yaklaşacağım bu olaya artık, teşekkürler, sevgiler...

      Sil
  6. Sanki ben yazdım bu yazıyı, bu kadar birebir bu kadar mı aynı? Tam da kafamı bu durum yorarken karşıma bu yazının çıkması da ayrı şaşırttı doğrusu, bunları okumaya ihtiyacım varmış demek ki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayat bize ne zaman mesaj vermesini gerektiğini iyi biliyor ;)

      Sil
  7. hobiler önemli.. gerekli.. ve çok zevkli.. negzel yazmışsın yine..

    YanıtlaSil
  8. HARİKA BİR YAZI. YASEMİN SOSYALİN KİTABININ TAM BİR ÖZETİ NİTELİĞİNDE. ELLERİNE SAĞLIK.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim... Yazıyı yazdığımda yeni kitabı çıkmamıştı daha, eski kitaplarından öğrendiklerim ;)

      Sil

Şimdiden çok teşekkür ederim :)

Katılımınız benim için çok önemli, her zaman beklerim...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...