cS-1aIC7oVvN0DczzfhH1B8ToLI Ocak 2012-! ♥ Fesleğen ♥ !

31 Ocak 2012 Salı

Proje


Ne zamandır aklımda blog üzerinde bir proje uygulamak var. Bir türlü planlayamadım kendimi diye erteleyip duruyordum sonra baktım ki bu işin sonu yok. Karar verdim projeyi gerçekleştirmeye. Projeme göre şubat ayı boyunca her hafta farklı bir tarz blogu deneyimleyeceğim. Kişisel blog yazarı olarak moda, yemek, dekorasyon, makyaj ve oje blogu yazarlarının yerine koyacağım kendimi ve her hafta sonunda da o haftayı değerlendireceğim. Bahsettiğim blog tarzlarını hiç birinde iddalı değilim, kaldı ki iddam olsa o konular hakkında yazıyor olurdum ama yine de az çok neler yaşadıklarını anlamaya çalışacağım.

Yarın 1 Şubat ve yarından itibaren bir hafta boyunca bu blog bir yemek blogu olacak. Bakalım neler çıkacak ortaya?

29 Ocak 2012 Pazar

Konu

Yazı yazmak istiyorum ama yazacak konu bulamıyorum...

Ne yapacağız şimdi? Önerilerinizi bekliyorum.

25 Ocak 2012 Çarşamba

Tamam mı? Devam mı?

Önünüzde iki tane seçenek var. Birinin adı "Tamam" birinin adı "Devam".

"Tamam" dediğinizde üzüleceksiniz. Bu öngörülebilen kesin bir sonuç. Üzüntünüz kararı verdiğiniz an başlayacak. Öngörülemeyen üzüntünüzün ne kadar devam edeceği. Bir zaman sonra üzüntünüz hafifleyebilir, karar öncesi hayatınızdaki gibi güzel şeyler hissetmeye başlayabilirsiniz ya da bir zaman sonra üzüntünüz hafiflemez ama karar öncesi hayatınızdakine yakın güzel şeyler hissetmeye başlayabilirsiniz. Eskisi gibi hissetmeye başlayacak olmanızın bir garantisi yok, bu seçeneğin tek garantili sonucu üzüntü.

"Devam" dediğinizde karşınıza iki farklı sonuç çıkıyor. Burada öngörülebilen tek bir kesin sonuç yok. Birinci sonuçta üzüleceksiniz. Bu üzüntünün ne zaman başlayacağı ve ne kadar süreceği öngörülemiyor. Bir zaman sonra üzüntünüz hafifleyebilir, karar öncesi hayatınızdaki gibi güzel şeyler hissetmeye başlayabilirsiniz ya da bir zaman sonra üzüntünüz hafiflemez ama karar öncesi hayatınızdakine yakın güzel şeyler hissetmeye başlayabilirsiniz. Üzüntünüz hafiflemek bilmezse size "Tamam" deme şansı tanınıyor ama siz bu şans yokmuş gibi davranmayı uygun buluyorsunuz. İkinci sonuçta ise mutlu olacaksınız. Mutluluğunuz kararı verdiğiniz an başlayacak ve bir ömür boyu sürecek.

Bu güne kadar bu yolda hep mutluydunuz yani referans alabileceğiniz bir mutluluğunuz var ve bu seçenekleri de yaratan sizsiniz.


Şimdi elinizde iki seçenek üç sonuç var. Seçeneklerden biri sadece üzüntüye çıkıyor diğerinde ise mutlu olma şansı var. Siz hangisini seçerdiniz?

24 Ocak 2012 Salı

Tembel


Yukarıda gördüğünüz bu kelimeyi lügatımdan çıkartmaya karar verdim. (sözlük yerine lügat demek nereden aklıma geldi bilemiyorum ama çeşitlilik olsun bozmayalım.) Bundan böyle onun yerine "atalet" diyeceğim (yok merak etmeyin eski Türkçe dersinde değiliz.) Neden derseniz, ki dediğinizi varsayarak devam ediyorum. Benim için "Tembel" kelimesinin içi boşaldı. Ne yazık ki çocukluğumdan beri o kadar çok duydum o kadar çok benimsedim ki ben bu kelimeyi aramızdaki sınırlar kalktı ve o kişisel gelişimcilerin "Düşünmeyin OLUN!" dedikleri noktaya geldim. Evet ben Tembel oldum yani tembel bir insan değil direk kelimenin kendisi haline geldim. Bu durumdan, bu damgadan çok rahatsızım. Kelimenin bana çağrıştırdıklarından hoşnut değilim. En sonunda karar verdim ve hayatımdan bu kelimeyi çıkarmaya karar verdim. Dikkat edin eylemi değil kelimeyi. Çünkü o eylem bu kelimeyle geldi bana, ben de şimdi bu kelimeyle çıkarıyorum hayatımdan. "Atalet"in benim için hiç bir anlamı yok, benim dışımda gelişen bir kelime. 

O yüzdendir ki bundan dilim "tembel" denemeyi, elim "tembel" yazmayı, bedenim "tembel" olmayı unutacak... 

18 Ocak 2012 Çarşamba

Fark ettim ki

Fark ettim ki çok birikirse çok susuyorum, az paylaşıyorum...

16 Ocak 2012 Pazartesi

Yenilenme Zamanı


Yeni yılla beraber blogumda yenilikler yapmak istediğimden şu yazımda da bahsetmiştim. 
Henüz oradaki çekiliş gerçekleşmedi ama ben de daha fazla bekleyemedim, kendi kendime bir şeyler yaptım. 
Keşke çekilişte de çıksam da header ve badge takım halinde olsa... 

Uzun lafın kısası sevdiniz mi yeni headerı yoksa eskisi daha mı iyiydi? 

11 Ocak 2012 Çarşamba

Aç insan ve obur insan farkı

Aç insan işten eve gelince paltosunu çıkartır, üzerini değiştirir, elini yüzünü yıkar sonra mutfağa girer akşam için yiyecek bir şeyler ayarlar.

Obur insan işten eve gelince paltosunu çıkartır olduğu gibi önce ellerini bir yıkar sonra dalar mutfağa akşam için çikolatalı kek yapar. Kek fırına girince rahatlar üzerini değiştirir ve akşam için yiyecek bir şeyler ayarlar.

Fotoğraf bu akşam bizim evden bilmem anlatabildim mi?

10 Ocak 2012 Salı

Bayıldım

Şu süper blogun süper sahibesi Göksu'yu artık tanımayan kalmamıştır sanırım. Kalmışsa da tanışmanızı tavsiye ederim kendisi çok güzel işlere imza atıyor. Bu gün yine çok güzel bir çizim yapmış ve kocasına teşekkürlerini sunmuş. Okudum baktım "aaa aynı biz" dedim, e benim böyle bir yeteneğim de olmadığı için ben de onun güzel resmi vasıtasıyla teşekkürlerimi sunacağım.

Sevdiceğim her ay yanımda olduğun için teşekkürler...
Resim kaynak sevgili Göksu Karaca

9 Ocak 2012 Pazartesi

Pazartesi demek polisiye demek

Siz sever misiniz suçluları bulmayı, ip uçlarını takip etmeyi? Amerika'nın pek sevdiği bu tarzdan ben de nasibimi aldım. Her türlü dedektiflik, suçlu, polis dizisini severek takip edebilirim. Monk'tan tutun CSI'lara, Arka Sokaklar'dan Kanit'a kadar ne varsa takipteyim. Bir de üstüne okuduğum kitaplarda da sardım mı polisiyeye tam oldum. Beyoğlu Rapsodisi'ni okuduğumu biliyordunuz şimdi de Aklından bir sayı tut ile katillerin peşindeyim. Katil kimmiş diye delilleri yorumlamayı, belli bir mantığa göre olayları sıralamayı nasıl seviyorum, ne eğleniyorum onlarla iz pesindeyken...

Pazartesileri bizim evde suç gecesi oluyor. Mesela bu yazıyı yazarken fonda Arka Sokaklar'da her zaman ki gibi koşturmaca var, bir de tabi bu gün Kanıt günü bakalım gece gece kimler şüpheli olacak, hangi katiller arkasında ne deliller bırakacak. Tek şikayetim şu Kanıt'ın saatiyle ilgili, buradan yetkililere seslenmek istiyorum; ben katilleri öğrenemiyorum! Çünkü uykum geliyor ve televizyon karşısında sızıp kalıyorum şu dizinin saatini usturuplu bir saate çekseniz ne mutlu olacağım...

Bu resim de Kanıt'ı izlerken katili öğreneyim derken uykusuz kalan ama bir yandan da sızmamak için kendini oyalayan blog sahibesinden gelsin sizin için...

8 Ocak 2012 Pazar

Kahve mi çay mı?

Neden kahve sevdiğimin cevabı buradaymış...

Peki size çay mı ikram edeyim yoksa kahve mi?

Aklından bir sayı tut - John Verdon
Sayfa 219

Şerefinize

Yaşadığımız andan daha özel bir an yok. Özel günler için saklarız bazen, şarabı, elbiseyi elimize geçen her hangi bir şeyi...

Yıllar evvel saklamıştım ben parfümümü, o zamanlar küçüktüm hediye gelmişti koku. Çocuk parfümüydü, küçük yeşil kalp şeklindeydi şişesi, temiz pudra gibi bir kokusu vardı. Kutusunun icinde aynı kokudan ayıcıklı bir sabun da çıkmıştı. Ben öyle sevdim ki onları, kıyamadım ve kullanamadım, bir iki kere amca koktum o sevdiğim parfüm gibi... Sonra ne mı oldu? Ben büyüdüm ve parfüm küçük kaldı. Ziyan olmasın diye hediye ettim çok sevdiğim ama kullanamadığım kokuyu... Sabunu ise yıllarca banyoları süsledi ve sonunda kullanılmaya başlandı, alındıktan yıllar sonra...

Dersimi aldım artık "özel bir gün" için saklamıyorum sahip olduklarımı. Anladım ki en güzel gün yaşadığımız gün, en güzel an yaşadığımız an...

O zaman şerefinize!!!
En özel gününüz bu gün olsun!


6 Ocak 2012 Cuma

Sevdiklerim #3


Sevdiklerim serimize devam ediyoruz.
  • Dergi okumak, 
  • Market alışverişi yapmak, 
  • Bir tatil gününün plansız olarak programlamak, 
  • Sürpriz hediyeler almak, 
  • Sürpriz hediyeler vermek,
  • Koyu renk ojeler, 
  • Kinder Suprise,
  • Küçük küpeler,
  • Kahvaltı yapmak, 
  • Nutella, 
  • Düzen+disiplin,
  • Yumurta, 
  • Haşlanmış tavuk, 
  • Sudoku çözmek, 
  • Puzzle yapmak,
  • Yeni bloglar keşfetmek ve onların içinde kaybolmak, 
  • Yeni tarifler denemek,
  • Yeni tatlar denemek, 
  • Lunapark,
  • Roller Coaster (hız trenleri), 
  • Uçaklar (en büyük hayallerimden biri uçak kullanmak)

5 Ocak 2012 Perşembe

Çekiliş varmış, hediyesi pek güzelmiş

Bu aralar aklımdan ne geçirsem bir şekilde karşıma çıkıyor. Konuştuklarım, düşündüklerim hop bir bakıyorum karşımda. Dün de ablam (tanımayanlar varsa Paper Faces markasının sahibi Beril Öke Gülen) blogumda değişiklik yapma zamanımın geldiğini ve headerımı değiştirebileceğimi hatırlattı. Bu konuyu geçen hafta da söylemişti ama vakit bulup ilgilenememiştim.

Bu gün de bir baktım ki sevgili Browni çekiliş yapmaya karar vermiş. Üstelik hediyesi de kazanan üç kişiye header ve badge tasarımı yapmak. Tek şartı da izleyicisi olmanız (ki zaten öyleyim) ve bu çekilişi 20 Ocak'a kadar blogunuzda duyurmanız. Normalde çekilişlere hediyeyi istemiyorsam katılmıyorum gerçekten isteyen birilerinin hakkını yememek için (sanırsın her katıldığım çekiliş kazanıyorum).

Hazır aklımda olan karşıma çıkmış şimdi bu çekilişe ben katılmayayım da kim katılsın? 

Bu arada Facebook sayfamı açtım biliyorsunuz. 
Blogu Facebook'tan da takip etmek isteyenler olursa sayfanın sağ üst köşesinden beğenebilirler... 

4 Ocak 2012 Çarşamba

Yuvarlak hesap

Sayılarla aranız nasıldır? Onlara anlamlar yükler misiniz? Herkesin bir uğurlu sayısı vardır ama onun dışında rakamlara olan bakış açınız nedir hiç düşündünüz mü?

Mesela ben çift sayıları severim. Hayatımdaki önemli olayların çift günlere denk gelmesine özen gösteririm (bakınız onaltıtemmuzikibinonbir ve 26.03.2011). Doğum günüm de çift bir sayı onun için belki de bilmiyorum ama 0-2-4-6-8 oldu mu pek mutlu olurum.


Bir de yuvarlak hesabı severim. Her hangi bir konu hakkında sayı verilecekse 80 kişi, 45 ekmek gibi beşin katlarıyla ifade edilsin ve öyle ilerlesin isterim. Bu garip takıntım blog dünyamı da etkiliyor. Kimi zaman bloglar arası gezerken izlemeye alacağım blogun izleyici sayısının sonu 9 veya 4 ile biten birini gördüm mü çok seviniyorum hele ki o sayı 99 ile bitiyor ve benim izlememle yeni bir yüzlük sisteme geçiliyorsa nedense kendimi özel hissediyorum. (Biliyorum azıcık saçma ama kimin takıntısı anlamlı ki)


Tabi bu durum kendi izleyici sayım için de geçerli. Ne zamanki o sayı 4 veya 9 da takılırsa girip girip blogumu kontrol ediyorum eklenen var mı diye. O sayı 5 veya 0'a döndüğünde çocuklar kadar şen oluyorum hemen.

Bu konuyu da ne zamandır sizinle paylaşayım istiyorum ama öyle komik bir durum ki söylemeye çekiniyordum. Baktım yine orada bir 4 belirdi ve ben başladım sık sık kontrollere, sizinle de paylaşayım istedim.

Hadi bakalım 335'e son bir!

Derken ben bu yazıyı düzenleyene kadar 335 olmuşuz bile!!! Böyle daha yazarken gerçekleşen bir dileğim olduğuna göre darısı iPhonumun başına ;) 

iPhone 4s

Daha önce Sevdiklerim #1 yazısında teknolojiyi de saymıştım. Sevdiğim şeyleri sayarken ilk listeden dahil olmuştu kendisi. Teknolojiyi severim, yenilikleri takip ederim, az çok bilirim. 

Sevdiklerim serisinin bir sonraki listesine adını yazdıran Apple'ın ise ayrı bir yeri vardır. Genelde popüler şeylere karşı mesafeli dururum ama Apple her türlü popülerliği hak ediyor. Çıkardığı ürünleri seviyorum ve kullandığım aylarımla çok mutluyum. iPod ve iPad kullanıcısı olmama rağmen, iPhone'a ise hep mesafeli durdum, biliyordum çünkü patır patır versiyonlarını yükselteceğini ama artık daha fazla bekleyemeyeceğim. Artık bir iPhone isteme zamanım geldi. Kasım ayından beri istiyorum kendisini. Şu anda alamayacağım için üzerine çok konuşmasam da içten içe istemekteyim. 


Evrene yolladığımız mesajların net olması gerektiği söyleniyordu öyle değil mi? Evet işte buyrun bundan net istek olur mu? Ben beyaz, 16 GB bir iPhone 4s istiyorum. 

Hani daha önce de kar istemiştim de ertesi gün yağmıştı ya, işte öyle olsun bu isteğim de inşallah... 

Haydi bakalım saldım dileğimi, özgürce uçsun bulsun bana gelmenin bir yolunu... 

3 Ocak 2012 Salı

Cocacola hediye sorunsalı

Dün eve geldiğimde kargo kağıdıyla karşılaştım. Geç olduğu için anca bu gün gidebildim. Her hangi bir kargo beklemediğim için şaşkınlıkla gittim paketimi almaya ve paketi açınca şaşkınlığım daha da arttı. Çünkü içinden cola'nın nostalji serisi çıktı. Üstelik neden gönderildiği kim tarafından gönderildiği de meçhul, cola'nın işi olduğunu düşünüyorum ama neden bana yolladıklarını bilemiyorum.

Bir de merak ediyorum bu aralar başka birileri daha var mı benim gibi hediyelenen. Merak edince buradan da sorayım dedim belki bir cevap bulurum :)

Edit: Az önce internet üzerinde yaptıgım ufak araştırmaya göre bir kaç kisiye daha aynı kargonun ulaştığını ve bu kargoların mc donald's veya yemeksepetinden gönderilmiş olabileceğini öğrendiklerini öğrendim :) Mantıklı geldi her ikisi adresime sahip, öyleyse eğer teşekkürler kendilerine :)

1 Ocak 2012 Pazar

2012!!!

Veee hoşgeldin 2012!!!

Herkese aklındaki ve kalbindekileri getirmişsin umarım yanında :) 

Seni şimdilik büyük bir coşkuyla karşılıyor ve şu anda sana karşı sevgi doluyuz. Lütfen diğerleri gibi olma ;) 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...