28 Mart 2012 Çarşamba

Boy veriyorum!


Nereden başlasam bilemiyorum. Kaç gündür buluşamıyorum klavye ile...

İşten ayrıldım. İki seneyi aşkın bir süre iş aradıktan sonra girdiğim işten ayrıldım. Şimdi iş bulma sürecine girdim. Şu anda evdeyim ama ev hayatına alışmadan sanki tatildeymişim de yakın bir süre sonra işime geri dönecekmişim gibi hissederek ve düşünerek yaşıyorum.

Evde oturmayı bilmeyen bir insan evladı olduğum için zaten beceremiyorum da günlerimi verimli geçirmeyi. O iş aradığım vakitlerde de böyle olmuştu, evimi ne kadar seversem seveyim beceremiyorum gündüzleri içinde olmayı...

Bunun yanı sıra çok iyiyim!!! Herkes nasıl olduğumu merak ediyor etrafımda ama ben çok rahat ve iyiyim. Kendimi hafiflemiş hissediyorum. Sadece konuşurken çok daldan dala atlıyorum bu aralar, sanırım aylardır eskisi kadar konuşmuyor oluşumun acısını çıkartıyorum...

Seviyorum sizi, görüşürüz en kısa zamanda...

9 Mart 2012 Cuma

Zamanı geldi

Efendim benim ehliyetimin tevellütü 2004 başına dayanır. Amma velakin arabaları çok sevmeme rağmen kullanma konusunda hiç hevesim olmadı. Özellikle 2007 temmuzunda yaşadığımız bir kazayla zaten olmayan hevesim toptan bedenimi terk etti. Hem annem hem de babam çok iyi şoförler, üstelik her ikisi de araba kullanmam konusunda sonsuz bir teşvik gösterseler de ı-ıh ben hiç istemedim o koltukta olmayı. Haspel kader kullandığım olduysa da arabadan indiğimde sırtım su içinde oluyordu, öyle bir stres yapıyordum. 

Şimdi neden mi anlatıyorum bunları çünkü ben artık araba kullanmak istiyorum! Normalde araba zevkimi koskocaman pick-uplar, jeepler oluşturuyor olsa da ilk etapta acemi şoförün altında böylesine ezici araçların hiç sağlıklı olmayacağını düşünüyorum. Sanki sağlıklı olacağını düşünsem alabilecekmişim gibi söylemez miyim bir de böyle...


Uzun lafın kısası bir kaç zamandır içimdeki araba kullanma isteği özellikle Smart'lara yönelmeye başladı. Daha bu Smartçıklar ilk piyasaya çıktığında kadranlarını çok sevgili saat markam Swatch tarafından dizayn edildiğini öğrendiğimde sevmiştim kendilerini. Şimdi de bu geç gelen kullanma isteğimi onunla taçlandırmak istiyorum.

 Tek sorun acaba ne renk olsa? 

8 Mart 2012 Perşembe

Sıkıldım sıkıldım uçmak istiyorum!

Of ooofff
Aşkım günaydın de yeni güne
Yay gibi gerginsin, çözül biraz
Bitmez dünyanın derdi, ertele
Kurmanın hiçbir faydası yok, relax


Bırak güneş ısıtsın içini
Bak baharlar açmış beyaz beyaz
Öyle olmasa da, sen öyle farzet
Bakarsın umduğundan iyi geçer yaz


Sıkıldım, sıkıldım uçmak istiyorum
Yalın ayak yere basmak istiyorum
Ne eksiğimiz var çiçekten böcekten
Tabiat misali coşmak istiyorum


Sıkıldım sıkıldım kaçmak istiyorum
Yalın ayak yere basmak istiyorum
Ne eksiğimiz var çiçekten böcekten
Ben de onlar gibi coşmak istiyorum


Aşkım her şeyi yokuşa sürme
Olursa olur, olmazsa olmaz, bu şans
Herkesin durduğu yer dünyanın merkezi
Empati, sempati yani tolerans


Bırak güneş ısıtsın içini
Bak baharlar açmış beyaz beyaz
Öyle olmasa da, sen öyle farz et
Bakarsın umduğundan iyi geçer yaz...


                         Sezen Aksu


Benim en büyük hayalim nedir biliyor musunuz? 
Uçak kullanmak! 
Evet beni şu hayatta en çok heyecanlandıran şeylerden biridir uçak kullanma fikri.
Önümüzdeki senelerde bu konuda amatör çalışmalar yapmayı planlıyorum inşallah bir uçağın tekerleklerinin yerden yükseleceği ana kadar hızlanma ve sonrasındaki o boşluk hissini bizzat kullandığım uçak ile yaşarım. 
Bu aralar da aklımda hep uçmak var. 
Şu anda kendi uçağıma atlayıp havalanamadığım için kendimi sevgili pilotlarımıza teslim edip havalanmak istiyorum. Konduğum yerin hiç bir önemi yok, bir tur atıp geri bile getirebilir ama şöyle son hız giderken bir anda ayaklarım kesilse yerden, içim hop etse, heyecan bassa her yerimi, sonra boşluğa doğru yol alsak, bulutlara dokunsan, güneşe yakınlaşsak, türbülanslarda hoplasak, oradan inişe geçsek, zemine yaklaşırken tekerlerimiz yere değse sırayla ve tatlı bir "ohhh" çeksek... 

4 Mart 2012 Pazar

Gelin arıyoruz!

Selamlar sevgili izleyicilerim,
Bu gün hayırlı bir iş için burada toplanmış bulunmaktayız. 
Ailemizin biricik erkeklerinden bir tanesine eş arıyoruz. 

Kendisi bu minik ve sevimli halinden beri ailemizin bir parçası, 



Şimdi 1,5 yaşında yakışıklı bir erkek olan Pikaçumuz, Scottish Fold Shorthair olarak kayıtlarda geçiyor. 
İlk günden beri hareketli ve sempatik tavırlarıyla dikkat çektiği için "Pikaçu" olarak isimlendirilen yakışıklı, bal rengi gözleriyle bir bakanın bir daha bakmasını sağlıyor. 


Maharetlerini her daim sergilemekten mutluluk duyan ve her türlü akrobasi hareketini kolaylıkla yapabilecek kapasite olan Pikaçu, yoga master olma yolunda hızla ilerliyor. 


Sevgisini mırlayarak gösteren yakışıklı oğlumuz, seveceği iyi aile dişisi bir eş arıyor. Türler arası dayanışmaya büyük destek veren Pikaçu, vitrine değil iklime bakıyor. Pikaçu konuyla ilgili düşüncelerini "Dişi olsun, miyavlasın, sağlıklı olsun bana yeter." şeklinde  ifade etti. 

İstanbul Anadolu Yakası'nda ikamet eden Pikaçu kedisi ile tanışmak isteyen güzel dişiler plndurukan@gmail.com adresinden teyzesine ulaşabilirler. 

1 Mart 2012 Perşembe

Durum budur

Sıkıntı yaşıyor insan yoğun, rahatsız edici, bunaltıcı.
Sorunun kaynağı her şey olabilir, ben sen, o, şu, bu, o... 
Bir yerden sonra kaynağın ne olduğu önemini yitiriyor. 
Sıkıntının kaynağını bulup düzeltene, atlatana kadar iş işten geçiyor. 
İşte o an "Durum budur!" deme anıdır. 
Daha fazla eşelemenin, uğraşmanın gereği yoktur, yaratılan yaratılmış, hissedilen hissedilmiştir. 
Şimdi durumu kabullenip çıkışı bulma zamanı gelmiştir. 


Sorunların kaynağını boşverin, neden olmuşlarsa olmuşlar. 
Suçlamayın kimseyi, ne kendinizi, ne sorumlu olduğunu düşündüklerinizi. 
Sadece durumu ele alın. 
Ben öyle yapmaya başladım. 
Öncesi yok, şimdiki durum var o kadar. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...