cS-1aIC7oVvN0DczzfhH1B8ToLI Aralık 2012-! ♥ Fesleğen ♥ !

31 Aralık 2012 Pazartesi

Öğle Karikatürü - 28

Günün karikatürü hepimize gelsin.
Mutluluğun kaybedilmeyeceği bir yıl olması dileğiyle, herkese mutlu yıllar! 


28 Aralık 2012 Cuma

27 Aralık 2012 Perşembe

Öğle Karikatürü - 26

Biz kadınlar ne istiyoruz gerçekten? 
Bu diyaloğu yaşayanlara gelsin günün karikatürü...


26 Aralık 2012 Çarşamba

Öğle Karikatürü - 25

Günün karikatürü sabah çocuğunun yatağını temizleyen annelere gelsin...


25 Aralık 2012 Salı

24 Aralık 2012 Pazartesi

20 Aralık 2012 Perşembe

Öğle Karikatürü - 21

Karşıt görüşünü çekinmeden söyleyebilenlere gelsin... 


19 Aralık 2012 Çarşamba

Öğle Karikatürü - 20

İçindeki çocuğu öldürmeyen ve hep çocuk kalanlara gelsin...




18 Aralık 2012 Salı

Hangi 21 Aralık?

21 Aralık 2012 geliyor, çok az kaldı. Buyursun gelsin. Kıyametler, bilinç açılmaları, gezegenler, patlamalar, çatlamalar bekleniyor, doğrudur. Bunların hiç birine lafım yok, Mayalar'ın ilmine bilmine saygım sonsuz. Zaten bu gidişle ortak bilinçle o gün bir şeyler yaşayacağız, tüm dünyanın beklediği kıyamet gününde bir atraksiyon olmalı, ben en azından bir elektrik kesintisi bekliyorum. Değsin madem bu kadar tantanaya...

Bir de kafama takılan bir soru var. Bu olaylar hangi 21 Aralık'ta gerçekleşecek? Daha doğrusu kimin 21 Aralığında? Malum Dünya saat farkları olan bir zaman düzeninde ilerliyor. Japonya 21 Aralığa girmişken biz halen 20 Aralığı yaşayacağız veya biz 21 Aralıktayken Mayalar'ın memleketi Amerika Kıtasıa'nda gün daha doğmamış olacak. Bu durumda günün Amerika'ya ulaşması mı gerekecek acaba sonun başlangıcı için? Yoksa biz bir Emmerich filmindeymişçesine kıyameti izleyeceğiz ve bize bulaşmasın diye tam gaz kaçacak mıyız? Nedir son durum biri söylesin...


Öğle Karikatürü - 19

Salı Sami'sinde bu hafta...
"Cool erkek" olmak isteyenlere gelsin...



17 Aralık 2012 Pazartesi

Öğle Karikatürü - 18

Benim gibi köpeklerin hissettiğine inananlara gelsin...
"Hav!" diye...


16 Aralık 2012 Pazar

Teşekkürler

Bu gün çok sevdiğim biri daha "Blogunu okuyorum." dedi. Yine sadece gülümseyerek teşekkür ettim. Aslında bu sadece dışarıdan gözükendi oysa ki ben o sırada ayağa kalkmış sevinç çığlıkları atıyordum... Dışarıda birisi bana blogumu okuduğunu söylediğinde o kadar mutlu oluyorum ki, o an yeterince tepki veremiyorum. 

2010 yılının Mart ayından beri aktif olarak buradayım. Kendimi, içimden geçenleri, dışarıda olmasını istediklerimi paylaşıyorum. Kişisel bir blog olmasına rağmen sizlerle beraber büyüdüm ve belli bir takipçi kitlesine ulaştım. Ekranın başındayken birilerinin okuduğunu, bana vakit ayırdığını ve onun hayatına dokunduğumu düşünerek yazıyorum. Sizlerden gelen her bir yorumla halen daha heyecanlanıyor, her yeni katılımcıyla bir kez daha büyüdüğüm için seviniyorum. Tanımadıklarımın bıraktığı güzel yorumlardan besleniyor ve tanıdıklarımın okuduğunu öğrendiğimde mutluluktan söyleyecek söz bulamıyorum. 

İki yıl önceki teşekkürümden beri uzun zaman geçmiş, sevgili okurlarım bir teşekkürü daha hak ediyor.

Ruhumu, aklımı ve kalbimi sizlere açarken siz de orada olup beni dinlediğiniz için teşekkürler. 

Yazdığım yazıyla ilgili bana cevap veren, yorum yapan, hayatımı oradan takip eden sevgili aileme, beni okuduğunu söyleyerek beni onure eden tanıdıklarıma, sadece yazdıklarım için burada olan herkese teşekkürler... 
İyi ki varsınız...

Sizleri çok seviyor, kıymetli yorumlarınızı beklediğimi hatırlatıyor ve hepinize kucak dolusu çiçekler gönderiyorum...

plndrkn

14 Aralık 2012 Cuma

Deja Vu


İşteyim, çalışma saatleri içerisinde. Dikdörtgen ofisin kısa kenarından bakıyorum karşımdaki uzun odaya. Önümde sıralanmış masalarda çalışanlar var. Bir anda duruyorum. "Ben bunu biliyorum, bu sahneyi daha önce görmüştüm." diyorum. Evet bildiniz deja vu oluyor ve farklı bir boyutta kalıyorum sanki. O masanın etrafındaki, konuşulanları biliyorum. Bitmiyor, sağıma soluma bakıyorum, yok bitmedi, halen devam ediyor... Yanımdaki kapıdan elinde baklavalarla birinin girmesi gerektiğini hissediyorum, karşı masadaki şeker hastası hamilenin yememesi gerekirken yiyeceğini biliyorum. Zaman yavaşlıyor, boyut soyutlaşıyor ve baklava gelmeden deja vu geçip gidiyor. "Yanlış hatırladım." demek ki diyorum. İşime geri dönüyorum. Aradan beş dakika geçmiyor, kapıdan elinde bir kutu baklavayla biri giriyor. Baklava sevmem ben, istemiyorum, herkes bir tane alıyor, şeker hastası olsa da hamile "Dur ben de yiyeceğim." diyor. O an "Keşke az önce yaşadıklarımı söyleseymişim şimdi efsane olacaktım." diyorum. Yaşadığımı anlatıyorum ama karşımdaki sadece gülümsüyor. Haklı. Doğru zaman ve yerde olduğumuzu tek hisseden bendim...

Öğle Karikatürü - 17

Allah kimseyi kadınların eline düşürmesin, zekamızdan korusun... 
Bu günün karikatürü barışçıl güzellik kraliçelerine gelsin...


13 Aralık 2012 Perşembe

12 Aralık 2012 Çarşamba

Öğle Karikatürü - 15

Hazırlıkta yıl kaybedenlere, rakamları sevenlere ve ilkokul öğrencilerine gelsin...


11 Aralık 2012 Salı

7 Aralık 2012 Cuma

Öğle Karikatürü - 12

Günün karikatürü evlenmek isteyenlere gelsin...


Yılbaşı...

Yılbaşı ruhumu kaybettim hükümsüzdür... 




Eski görsellerle yeni yılı bekliyorum bu sene...

6 Aralık 2012 Perşembe

Öğle Karikatürü - 11

Sizce de Balıkesirli değil mi? 
Tüm Balıkesirliler'e gelsin...


5 Aralık 2012 Çarşamba

Adı Dilimin Ucunda

Bazen takılır aklına bir şarkı, film, isim...
Düşünür durursun, dilinin ucundadır bir türlü sesine ulaşamaz.
Ben de öyle olurum.
Kimi zaman düşünmeyi bıraktığım an düşüverir aklıma "oh" derim, sanki hiç unutmamışım gibi yoluma devam ederim.
Kimi zaman düşünürüm kendi kendime, sorarım Google'a yine kendi kendime. Nedense danışmak gelmez yanımdakilere...

Geçtiğimiz sene yine düştü aklıma bir film. Öyle düşündüm bulamadım, böyle düşündüm çıkartamadım. Sordum Google'a, öyle sordum bulamadı, böyle sordum bulamadı sonunda "Bunu mu demek istemiştiniz?" bile diyemedi. Tüm kareler gözümün önünden akıyordu ama adını bir türlü düşüremiyordum aklıma. Sonunda Facebook'umdan konuyu paylaştım, kısaca filmi anlattım. Bir umut dedim. Dememle cevap gelmesi bir oldu. Kocaman bir "oh" çektim. Rahatladım, hayatıma devam ettim.


Aynı zamanlarda bu sefer de bir klip düştü aklıma. Başladım yine aranmaya. Bu sefer çok düşünmedim, doğrudan Google'a danıştım. Ama sonuç yine hüsran. Bir ara kendimi 90'lı yılların hit şarkı listesini karıştırırken buldum ama boşuna bir çabaydı benim ki çünkü şarkının adını görsem bir işe yaramayacaktı. Öylece unuttum onu. Kapattım o defteri. Neden sormadım kimselere... Bu sene oldu, geçen hafta bir arkadaşım "Ya bir klip vardı, şöyleydi böyleydi" dedi. Aklıma düştü mü yine bir şarkı. O sırada aklıma bir arkadaşım geldi, ona sordum. O bulana kadar şarkının ne olduğu bulundu. Ama o sırada benim ampül de yandı. Neden bu arkadaşıma geçen sene içimi yiyen klibi sormuyordum ki? Hatta şaştım kendime neden aklıma gelmedi ona sormak diye. Hemen başladım anlatmaya. Sustu, hiç ses çıkmadı bir müddet. Bir anda bir mesaj geldi ve işte oradaydı yıllardır hasretini çektiğim klip. Klibin her detayını daha bir kaç dakika önce izlemişçesine saniye saniye hatırlamama rağmen şarkıyı daha ilk dinleyişimmiş gibi baktım ekrana. "Boşuna aramamışım gerçekten güzel klipmiş." dedim. Daft Punk dedin mi hep kliplerini severmişim onu anladım. VE yine derin bir "oh" çektim. Hayatıma kaldığım yerden devam ettim. 



Artık bildiğim bir şey varsa o da eğer bir şeyi bilmiyorsan, bulamıyorsan, yapamıyorsan kendi kendine olduğun yerde debelenmeyeceksin, soracaksın, paylaşacaksın ve sonunda rahatlayacaksın... 
Bilmiyorsanız sorun, bulamıyorsanız paylaşın, yapamıyorsanız danışın... 

Öğle Karikatürü - 10

"Seni leylekler getirdi yavrum." cümlesini ilk söyleyen cin fikirliye gelsin bu günün karikatürü... 


3 Aralık 2012 Pazartesi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...