12 Ocak 2013 Cumartesi

Apartman Yöneticiliği

Ne 13 sayısının uğursuzluğuna ne de cumaya denk gelen günlerin uğursuzluğuna inanırım ama postu yazmak için geçmişe gittiğimde gördüğüm tarih 13'e olan bakış açımı değiştirmedi değil.

Her şey 13 Nisan 2012 Cuma günü başladı. İşten yeni ayrılmıştım ve bana apartman yöneticiliği görevi verildi. Kötü not alınan sınav sonucunun öğretmene atıldığı gibi değil gerçekten de ben almadım bu görevi. Almadığım için de hiç bir zaman benimsemek istemedim. Benimsememek, önemsememek benim tercihim oldu. Ay sonu geldiğinde yapmam gereken aidat listesi yüzünden uykularım kaçtı ama ben yine de zamanında yapmadım. Kendimce görevi kötü yaparak bana bu görevi verenlere ceza verdim ama bir yandan da yapması gerekenleri bilen sorumluluk bilincine sahip biri olarak en büyük cezayı kendime verdim.

Nisan ayından beri hayatımdaki en büyük sorun bu. Hayatımı düşündüğümde içimi ezen, beni mutlu olduğum anlardan alıkoyan, kemir kemir içimi kemiren pis bir kemirgen oldu bu isim üzerimde. Görev bana "verilirken" 2013'e girdiğimizde hemen toplantı yapıp devredebileceğim söylendi. Dört gözle yeni yılı bekledim, sırf bu yükten kurtulmak için. 2013 geldi, üzerinden 12 gün geçti peki ben bir şey yaptım mı? Hayır!

Ne yazık ki biliyordum böyle olacağını... Aylardır yapmadıklarım birikince yapmam gereken zaman bitince ben onları nasıl yapacağımı düşünüp, sıkılıp daha da yapamayacaktım yapmam gerekenleri... Yapamadım halen, yanlışlarım var yüzleşmeye hazır değilim, sonuçlarının ne olduğunu bilmiyorum. Büyük sonuçlarla karşılaşmamak için sebepsizce anlamsızca kaçmaya devam ediyorum.

Zor bir görev değil, "isteyen" herkes yapabilir. Kim ister orasını bilemiyorum. Herkes istemeden mi yapıyor bu işi çözemiyorum. Ya da bir şeylerle uğraşmak isteyenlere göre biçilmiş kaftan mı?

Bu konu yüzünden kendimi suçlamaktan yoruldum... Yapmadıklarımı gözümde büyütüp içinden çıkılmaz bir hale getirdiğim için hayata dair kendimle ilgili en büyük sorunlarımdan biriyle bu şekilde yüzleşiyor olmaktan sıkıldım. Evet ben erteleyici biriyim. Yapmam gerekeni ertelerim, sonra ertelediğim için geçen zaman yüzünden kötü hisseder ama zaman geçtiği için nereden başlayacağımı bilemem ve iş böyle uzar gider...

Buraya kadar okuduysan beni cevap verir misin bu sorulara?
Var değil mi sizin de böyle huylarınız? Sizler de sırf kişiliğinizin bir parçası yüzünden hatalar yapıyorsunuz değil mi? Öyleyse suçluyor musunuz kendinizi yoksa kabullenebiliyor musunuz kendinizi?

7 yorum:

  1. Bu yıl benim eşimde site yöneticiliği yapıyor, Ne kadar şikayet etse de bence gizliden gizliye hoşuna gidiyor gibi geliyor..İstanbul'da yaşarken benimde her yıl kaçmak için bahaneler bulduğum bir işti. Ertelemelere karşı benim kendim için bulduğum en etkin çözüm küçük işler için haftalık, büyük işler için aylık 'To Do List' hazırlamak ve çalışma masamın üzerine asmak. Umarım en kısa zamanda bu işten kurtulursun :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yöneticilik işini içten içe sevenler var bence de ;)
      To do list olayına gelince, günlük hayatımda sık sık kullanıyorum ama bazen kutucuğun içine o tiki bir türlü atamıyorum ve yapamadığımın baskısını boş kutucuğu her gördüğümde üzerimde hissediyorum :( Teşekkür ederim önerin için...
      Güzel dileğin için de ayrıca teşekkürler :)

      Sil
  2. Merhaba sevgili Pelin,
    Bence sorun sende değil :) işin şeklinde, çok fazla kişiyle muhatap olmak zorunda kalmakta, zorundalıklarda yada sözkonusu para'nın işin içinde olmasında olabilir mi?
    Zira işin sevimli hiçbir tarafı yok kanımca :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşin sevimli bir tarafı yok haklısın ben de aylardır kendimi bu şekilde kandırıyorum ama bir yandan da bu işin sevimli bir yanı olmasa da insanlar yıllardır yapıyor bunu, benim bir türlü yapamamam da kendimi suçlamaktan alıkoyamıyorum....

      Teşekkürler, destekleyici yaklaşımın için :)

      Sil
  3. Bence her iş herkese göre değildir Pelincim. O yüzden bu konuda kendini suçlaman anlamlı değil. bu işi yaparak tatmin hissedecek insanlar var. bir de bizim gibi dert sahibi olacaklar var :) Sen kendini tanıyan ve tanımaya çalışan bir kişisin bence. zaten baştan kabul etmek istememenin nedeni bu işin ruhuna ters geleceğini biliyor olman belki de. bence ruhumuzu beslemeyen şeyler konusunda daha çok hayır demeliyiz. Çünkü en iyi anlaşmamız gereken kişi kendimiziz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar güzel yazmışsın, teşekkür ediyorum. Hayır demeyi son aylarda öğrendim ama o zamanlar bilmiyordum bu en büyük derslerimden biri oldu... "Ruha uygun işi" sevdim...

      Sil
  4. İnsanlarla uğraşmak gerçekten zor. Ve maalesef ki işi ne kadar mükemmel yaparsanız yapın, bir çatlak ses çıkacaktır. Sorumluluk almayıp, alan birini ölesiye eleştirmek maalesef biraz da doğamızda var gibi. Kendini suçlamayı bırak ve bütün bu olanlara gül geç. Erteleme konusunda ise de üzülme, dakik olan her kişi monotonluktan kurtulamaz. Erteleyen ise bir kısa yol bulur, yaratıcılığı gelişir.

    YanıtlaSil

Şimdiden çok teşekkür ederim :)

Katılımınız benim için çok önemli, her zaman beklerim...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...