cS-1aIC7oVvN0DczzfhH1B8ToLI Nisan 2013-Fesleğen

29 Nisan 2013 Pazartesi

Özledim denizinin kokusunu özledim...

Bu aralar içim Ege ile dolup taşıyor. Nasıl özledim nasıl...

Hamile olsam derdim ki "Ege'yi aşeriyorum..." Ve onu yiyebilecek olsam kırıntısı kalmayana kadar bitirirdim...

Özledim Ege'nin yeşilini özledim,
Özledim sımsıcak güneşini özledim,
Özledim rakısını balığını özledim,
Gidemedim Egemin serin sularına giremedim...

Ege beni hep şair yapıyorsun...

25 Nisan 2013 Perşembe

Dönüm Noktası

Sabah gözümü açtığımda ilk lafım "Başım ağrıyor!" oldu. Bir insanın daha günü doğmadan nasıl başı ağrır? Ağrıyormuş işte... Sonra elimi yüzümü yıkadım derken şöyle bir kısa İnternet turu yapayım dedim. Önce en yakın arkadaşlarımın konser için Almanya'ya giderken havaalanında koydukları resmi gördüm, ben baş ağrısıyla işe gitmek için hazırlanmaya çalışırken onların o mutlu pozuna yalan yok sinir oldum. Hemen ardından babamların yanına İzmir'e giden ablamın uçak biletini gördüm. Yalan yok yine sinir oldum. Herkes havaalanlarındaydı mutlu olacakları bir yerlere gidiyorlardı bense başımda nereden geldiğini anlamadığım bir ağrıyla mutlu olmadığım bir yere gidiyordum... 

Hani başarı hikayelerinde vardır ya "Bir sabah uyandım ve ben ne yapıyorum dedim, sonra da işimden istifa ettiğim gibi pastacı/çiçekçi/kitapçı açtım, şimdi çok mutluyum, artık işime gülerek geliyorum..." diye. Ben de tam kendime bu soruyu soruyordum "Ben ne yapıyorum?" ve anladım ki tam da o bahsedilen gündeyim, istifa edip seveceğim işi yapmaya başlayacağım gün bu gündür. Ama ufak bir sorunumuz var, ben aylardır o işin ne olduğunu düşündüğüm halde bulamadım ne yapacağımı. Üstelik şu an her şeyi sil baştan başlatacak bir maddi gücümüz de yok. Olsun her hikaye böyle yoktan var etme çabası içinde gelişip serpilmiyor mu zaten? 

Düşüne düşüne geldim ofise, şöyle bir gazetelere göz atayım dedim. Ayşe Arman, Ayşegül Kalem Ertan diye bir psikolog ile röportaj yapmış. Gülmekten bahsediyorlar. "Tam da günü işte, bana bu lazım." dedim, heyecanla okumaya başladım. Diyor ki mutluluk sonucu gülmek varken bir de sadece gülerek mutlu olabiliyormuşuz. Çok yeni bir şey değildi duyduğum ama yeniden okumak, tam da bu gün okumak çok iyi geldi. Okurken ofiste yalnız olmaktan faydalanarak kendi kendime güldüm de güldüm. Oh rahatladım, ne güzel, mutlu oldum.

Peki sonra ne oldu? Bennim sevdiğim işi yapmak için proje üreten beynim hop diye normal şartlara döndü, ve artık rahatım mutluyum diye koyverdi kendini. O sırada daha fazla dayanılamayarak alınan ilaçla baş ağrısı da geçti. Şimdi mutluyum, başım ağrımıyor ama sabah hissettiğim severek yapacağım işi bulma heyecanım söndü gitti... Hani bu gün benim yıllar sonra sevdiğim işi yaptığım için işimin sevilmesinden dolayı çok başarılı olacağımdan ve Ayşe Arman'a vereceğim röportajda bahsedeceğim o dönüm noktası, o "bir sabah kalktım ve her şey değişti..." günü olacaktı. Bak görüyor musun olmadı... 

Demek ki neymiş mutluluk her zaman işe yaramıyormuş azıcık stres güdülenmek için iyiymiş... 

24 Nisan 2013 Çarşamba

Kayıp Aranıyor

Efendim bundan yıllar yılı evveli ben daha ilkokulumun tahta sıralarında mavi önlüğümle oturur iken sınıf arkadaşlarımızdan birinin annesi Borusan Oto'da çalışırdı. "Ne alaka şimdi okul ve Borusan Oto?" demeyiniz devamını dinleyiniz. O zamanlar böyle küresel ısınmaymış, sular bitiyor, yeşiller kirleniyor söylemleri popülerleşmemiş, Kevin Costner "Water World" diye film çekmiş (ki ben izlediğimde çok etkilenmiştim, halen daha çok severim bu filmi) insanlar bir taraflarıyla gülmüştü. İşte böylesine çevrecilik bilincinin tavan yaptığı zamanlarda ileri görüşlü Borusan Oto (ya da Borusan Holding artık hangisiyse) çocuklar için çevre bilincini geliştirici bir kitap hazırlamıştı. Arkadaşımızın annesi de o kitaplardan getirmiş sınıfta hepimize dağıtmıştı. (İlkokul dört veya beşinci sınıftaydık, tam kestiremiyorum ama ilgili yılların 1994-1996 olması gerekiyor.) Saman gibi sarı geri dönüşümlü kağıda basılmış, basit anlatımlı ama akılda kalıcı çok faydalı bir kitaptı. O zamanlar severek okumuş, yıllarca saklamıştım. Daha doğrusu sakladığımı sanıyordum. Uzun yıllar kütüphanemde gördüm kendisi, üzerinde kocaman bir dünya olan saman kağıtlı sevimli haliyle. Ne yazık ki bir kaç yıldır kayıp kendisi, sanırım çevre bilinci gelişsin diye bir umut bir çocuğa verdim. (Umarım öyle olmuştur, kaybolup çöpe gitmiş olma ihtimali üzerine düşünmek istemiyorum.)
Geçen şu haberi okuyunca tekrar düşündüm de ben bu kitabı yeniden okumak istiyorum. Aradım taradım Google'dan bulamadım, hatta ararken başka kitaplarla karşılaştım ama sanki hiç biri onun gibi değildi... Tam adını da hatırlayamıyorum ama kim bilir belki o zamanlarda bu kitaba sahip olmuş ve halen daha sahip olmaya devam eden birileri vardır. Kitaba ulaşsam ne yapacağım hiç bir fikrim yok ama takıldım işte arıyorum... 

Diyeceğim o ki sevgili okur böyle güzel kitaplara sahip çıkmalı, okuyup okutmalıyız... 
Olur da göreniniz, duyanınız olursa bir haber ediverin...

22 Nisan 2013 Pazartesi

Pazartesi dileği



Bu hafta severek yapacağınız işin ne olduğunu bulacağınız ve hayatınızın geri kalanında o işi yaparak bir daha hiç "işe gitmek" zorunda kalmayacağınız ama hep çalışacağınız yeni bir hayatın başlangıcı olsun... 


21 Nisan 2013 Pazar

Eyvah! Yazmayı unutmuşum...

Derdim büyük a dostlar ben bu ara yazmayı unutmuşum!
"Öğle Karikatürü" serisi bitti biteli, her gün giriyorum bloga yazı yazayım diye ama nedense her seferinde üç beş cümle yazıp kapatıyorum bilgisayarı.
Az buçuk korkuyordum bu durumdan. Alışmıştım blogun her gün güncellenmesine ama bir şeyler yazmamaya... Esasen seriyi bitirme sebebim de biraz buydu. Körelmeye başladığımı hissediyordum.

Benim için yazmak biraz yemek yapmak gibi. Pek çok kadının yaşadığı genel sorun ne yapacağıdır. Sorun yemeği pişirmek değil ne yapacağını bulmaktadır. Ne yapacağını bildikten sonrası kolaydır. Hangi konuda yazacağımı biliyorsam klavyeyle buluştuğum an gerisi geliyor ama iş ne yazacağını bilmekte. Gün içinden yaptığım gözlemlerim mi azalmış, yaptığım gözlemleri aklımda tutup sizlerle buluşturma kısmında mı aksaklık var bilemiyorum. Neyse ne eminim önümüzdeki günlerde eski ritmimi yakalayıp hayattan çıkardıklarımı sizinle paylaşmaya başlayacağım...


En kısa zamanda tekrar görüşmek dileğiyle kendinize iyi bakın, beni unutmayın...

17 Nisan 2013 Çarşamba

Öğle Karikatürü - 100 ve SON

Sevgili Öğle Karikatürü takipçileri (umarım öyle bir takipçi kitlesi vardır.), sevdiğim karikatürleri paylaşmak istememle başlayan, yuvarlak hesap sevdiğim için 50'de hala aklımda karikatürler olduğundan 100'e kadar devam etme kararı aldığım, artık blogun kişisel yazılarımı yazmam için beni teşvik edici durgunluğuna ihtiyaç duyduğumdan bu gün Öğle Karikatürü serimiz son buluyor... 

Takip eden, gülücüklerini eksik etmeyen herkese teşekkürler, umarım sıkıcı iş hayatı, gri kış günleri içinde yüzünüzde bir tebessüme sebep olabilmişimdir... 

Günün karikatürü tüm takipçilerime gelsin... 



16 Nisan 2013 Salı

Öğle Karikatürü - 99

Son Salı Sami'si kimse için gelmesin sadece "Düzadam Sami" için gelsin...


15 Nisan 2013 Pazartesi

Öğle Karikatürü - 98

Son üç karikatürümüz... 
Bakkalları sevdim son üç içerisinde olsun istedim.
Günün karikatürü Metallica'ya gelsin...


12 Nisan 2013 Cuma

Öğle Karikatürü - 97

Günün karikatürü konuyu daldan dala tarzan gibi atlatanlara gelsin...


11 Nisan 2013 Perşembe

10 Nisan 2013 Çarşamba

Öğle Karikatürü - 95

Günün karikatürü bakkal amcalara gelsin... Tabi hala kaldılarsa...


9 Nisan 2013 Salı

8 Nisan 2013 Pazartesi

Öğle Karikatürü - 93

Günün karikatürü pazartesi sendromundan sıyıranlara gelsin...


7 Nisan 2013 Pazar

DIY'landım da duruldum...


16 Temmuz 2011'de evlendik. Evlenirken evimizin temel ihtiyaçlarını giderip kimi boşlukları aceleye getirmek istemedik ve sonrasında doldurmak üzere bıraktık. Evdeki pek çok eksik zamanla tam da istediğimiz gibi içime sinerek giderildi. Gelin görün ki salonumuzun biricik duvarı bir türlü dolmak bilmedi. Ne düşündüysek olmadı, hem boşluğu dolduracak hem de bize özgü bir şey olsun istedik. Neler düşündük ama hiç biri için hareket geçmedik.

Sonunda evlenmeden hemen önce gördüğüm zaman zaman farklı versiyonlarıyla karşılaştığım bir fikri buraya uygulamak aklıma geldi. Tam bir hafta önce bu gün, pazar miskinliği sırasında kafamdaki ampül yandı ve fikri sevdiğimle paylaştım. Hafta içi bir gelişme olmadı ama bu pazar hadi dedik ve attık kendimizi Bauhaus'a. Orada gönlümüze göre bir çerçeve buluruz en kötü profil-çıta bir şey alırız kendimiz yaparız diye düşünüyorduk. Ama hiç öyle olmadı. Çerçeveler çirkin, profiller sağlam değildi... Benim de içimden hep eski görünümlü bir çerçeve kullanmak vardı. Kalktık Küçükyalı'daki eskicilere gittik. Ki pazar olduğu için açık olmadıklarını düşünüyorduk ama bizi yanılttılar. Pek çoğu açıktı. Daha arabayı park etmeden bir dükkanı beğendim ama arabadan inince o mağaza arkamızda kaldığından diğer dükkanları gezdik ancak hiç birinde istediğimiz gibi bir şeyle karşılaşmadık. Zaten dükkan sahipleri de bulmamız için hiç yardımcı olmadılar. Artık arabamıza dönerken son bir umutla ilk gördüğüm yer için "Şuraya da bir bakalım öyle gidelim." dedim. O mağazaya kadar hiç bir dükkan sahibi bizimle ilgilenmezken burada daha kapıda karşılandık, tozlu aralıklardan hiç üşenmeden bize seçenekler sundular. "Gerçek esnaf bir başka oluyor." diye düşünmemizi sağladılar. Sağolsunlar, gönlümüze göre hatta şimdi düşününce gönlümüzdekinden de güzel bir çerçeveye kavuştuk. Eve gelirken de mandallarımızı da aldık, çivileri çaktık, ipleri gerdik ve sonuç aşağıdaki gibi oldu....



Burnu aka aka benimle dolaşan, sonra da evde tüm çivi işlemlerini gerçekleştiren sevdiğime bir kez daha teşekkür etmek istiyorum... 

5 Nisan 2013 Cuma

4 Nisan 2013 Perşembe

Öğle Karikatürü - 91

Artık geri sayım başladı, Öğle Karikatürleri 100'de sonlanıyor. Son 10 karikatür...
Doğmamış bebeklere geliyor bu günün karikatürü... 

3 Nisan 2013 Çarşamba

Öğle Karikatürü - 90

Sürekli "straplez"e maruz kalan ama ne olduğunu bir türlü benimseyemeyen erkeklere gelsin...


2 Nisan 2013 Salı

1 Nisan 2013 Pazartesi

Öğle Karikatürü - 88

Günün karikatürü ne olursa olsun inandığını yapmaktan vazgeçmeyen ressam hipopatamlara gelsin...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...