cS-1aIC7oVvN0DczzfhH1B8ToLI Haziran 2013-! ♥ Fesleğen ♥ !

18 Haziran 2013 Salı

#duranadam

"Benim bir oyum mu değiştirecek sonuçları" deme, 
Bir adam "Benim bir duruşum mu değiştirecek direnişi" demedi,
Tek başına durdu.
Biz de tek başımıza durmalıyız, 
Tek tek bütün olmalıyız... 

Hepimize iyi duruşlar... 



6 Haziran 2013 Perşembe

Örgütsüz hayat oh ne rahat


Annem dedi pazar akşamı "Hepsi iyi hoş da bir örgütlenme yok, böyle ortada kaldı bu direniş."
Ben dedim "Esas örgüt yok diye herkes orada, şimdi biri örgütleniyoruz dese hepsi çil yavrusu gibi dağılır."

Benim görüşüm bu yönde. Eskiden gelen bir alışkanlıkla herkes bu dirilişin başında birilerinin olmasını bekliyor ama yok ve bence iyi ki de yok.

Her hangi bir örgüt-parti olmadığı için herkes şu anda bir arada.
AB devletlerüstü bir organizasyon ya hani bu direniş de işte örgütlerüstü.

Sonra bir de düşündüm hiç bir markanın da dirilişe sahip çıkmadığını fark ettim. Her hangi bir yiyecek markası "Bedava yiyecek dağatacağım", bir sucu su vereceğim diyebilirdi. Demediler. Ne de güzel yaptılar. Bu konuda markaların konudan bağımsız duruşlarını taktir ettim. Destek vereceğiz diye bazı adımlar atsalardı "Halkın dirilişi" teması bozulacaktı, işin içine yine para girecekti. İyi ki kimse "Biz de varız" demedi, onun yerine hep "Ben de varım." denildi. Kimsenin sahip çıkmasına ihtiyaç olmadan herkes sadece birey olarak orada var oldu ve var olmaya da devam ediyor.

Sendikaların, Çarşı gibi örgütlerin destek vermesi çok kıymetli ancak hiç birinin dirilişe sahip çıkmaya çalışmaması, "bizim" dememesi bence daha da değerli.

Birileri sahip çıkmaya çalışınca da tepki veriliyor, parti mitinglerine, bayraklarına karşı çıkılıyor, konser yapanlara "Şimdi sırası değil" deniliyor. Dışarıdan birileri dirilişi kullanmaya çalıştığı an sesler yükseliyor, örgütlerüstü bağımsız bir halk olarak dirilişe devam edilmek istenmesinin en güzel kanıtı da bu bence.

İyi ki bizi bize bıraktılar, iyi ki baş başa kaldık da halk olmanın tadını çıkartıyoruz...

5 Haziran 2013 Çarşamba

Everyday I'm Çapuling

Diriliş gösterdi ki yeni nesil bomba gibi geliyor. 
Apolitik büyüdüler, yıllarca mikrofonlar uzatıldığında siyasi sorulara doğru düzgün cevap veremedikleri için eleştirildiler ancak onlar o sırada yetişmişler, olgunlaşmışlar. Şimdi de gelmiş haklarını savunuyorlar. 
Muhteşem bir duruşları var. 
Hala apolitik olduklarını düşünüyorum çünkü hala partilerden bağımsız, siyasetten uzak bir tavırları var.
Dertleri kimin başta olduğu, değil, başta olanın ne yaptığı. 
Şu anda başımızda olan hükümetle ilgili sorunları var bunları dile getiriyorlar. 
"Hükümet istifa", "Tayyip istifa" diyorlar ama sorsan kim gelsin yerine diye verecek cevap bulamazlar. 
"Beni dinlesin yeter." derler. 
Çünkü tek dertleri varlıklarını gösterebilmek, kendilerini ortaya koyabilmek. 
Ve bunun için de tüm zekalarını ortaya koyuyorlar. 
Okuyan, bilen, konuşan bir gençlik onlar. 
Direnirken kütüphane yapıyorlar. 
Yüz yüze konuşmuyorlar, ekranlarla iletişim kuruyorlar ama olsun, hala iletişiyorlar. 
Miting nedir bilmiyor, direnişe diye giderken şortlarıyla gaz bombalarından kaçıyorlar. 
Rengarenkler, kimliklerinden renklerinden vazgeçmiyorlar. 
"Neysem oyum, beni böyle kabul et" diyorlar.
Muhteşemler muhteşem. 
Mizahın en güçlü silah olduğunu biliyorlar. 
Tepkilerinin yolu mizahtan geçiyor, bu yüzden de benzersiz bir direniş ortaya çıkartıyorlar.
Yaptıklarını her gördüğümde içim coşuyorum, koşa koşa gidip hepsini sarılıp öpmemek için zor duruyorum.
Her seferinde "Aşığım bu gençlere" diyorum.
Süpersiniz çapulcu kardeşlerim, aklınıza, zekanıza, özgürlüğünüze sağlık. 

Haydi hep beraber "Everyday ı'm çapuling!"

4 Haziran 2013 Salı

Orantısız Zeka Kullanımı Örnekleri

Diriliş başladığından beri çapulcu kardeşlerimin zekası her gün beni kendilerine hayran bıraktı...
Elimden geldiğince toparlayabildiklerimle, dirilişimiz;
Her şey işte böyle başladı,



Her şeyin bir çözümü vardı, yeter ki sorunlar aşılmak istensin,



Gaz büyüme etkisi yarattı, her büyüdük, güçlendik,


Twitter belasından görüşlerini bildiren bir kaç marjinal oldu,




Medyayı aradık ama bulamadık,




Penguenlerin önemini anladık, 




Polisler kırk yılda bir festival yapmak istedi, yanlış zamana denk geldi,


Zaman zaman tepkimizi ortaya koyarken ağır silahlar kullanmış olabiliriz,


Ama biliyoruz ki festivalde yorulanları düşünen güzel insanlar vardı,


Park müdavimleri tepkisin koymaktan çekinmedi, 



Elimizden geldiğince festival tadında meseleyi anlatmaya çalıştık,


Basın varlığını gösterince böyle oldu, 


"Kendin yap" fikirlerine bir yenisi eklemeyi unutmadık,


Hep doğruları söyledik,


Kim olduğumuzu anlatmak istedik,


Kağıtlarla dile geldik,




Hiç bu kadar bir olmamıştık,


Herkes tepkisini en iyi bildiği şeyi yaparak gösterdi,



Hayatımıza giren yenilikleri benimsedik,


Konuşmak istedik ama kendimizi dinletemedik,


Başbakanımızı dinledik,
Ama bir şey duyamadık...


Büyük bir sınavdan geçtik,
 

Tarih yazdık,


Tüm fikirlerimizi özgürce ortaya koyduk,


Güzel ülkemin zeki insanları, aklınıza, yüreğinize sağlık...
Zekanıza kurban! 

3 Haziran 2013 Pazartesi

Bu blogda diriliş var

Bu blogda diriliş var, kapanış yok. 
Kişisel bir blog yazarıyım ve şu anda tüm kişiliğim vatanımla dolup taşıyor. 

Bu blogda bu gün ve önümüzdeki günlerde diriliş olacak. 
Uyanan bir milletin dirilişi olacak. 
Haydi siz de dirilişi yazın, susmayın. 

Bu arada aşağıdaki twiti ben yazdım, sağolsunlar  twitter kullanıcıları tarafından sevildi, paylaşıldı. 
Pek çok kişinin kendi yazmış gibi paylaştığını da gördüm. 
Örneğin Uğurkan Erez yazmış ve son gördüğümde 3 binin üzerinde retweet almıştı yazdığı. 
Alsın, sizler de alın paylaşın, kaynak gösterilerek paylaşılması tercih sebebidir ama şimdi önemli olan seslerin duyulması... Paylaşmak isteyen alsın, yazsın paylaşsın, yeter ki kimse susmasın...

Sevgilerimle, çapulcu kardeşlerim.

2 Haziran 2013 Pazar

Sevgili Dirilişçi Kardeşim...

Sevgili dirilişçi kardeşim, marjinal dostlarım, halkım;

Haftanın başından beri ağaçlarımızı korumak için nöbet tutanlara,
Apolitik yetiştirilen, "klavye milliyetçisi" olarak adlandırılan ama tam da bu sayede elinden telefon düşmediği için medyanın yokluğunda toplanabilen gençliğe,
Gazdan etkilenen kedi ve köpeklerin gözlerini silenlere,
Evini, dükkanını dirilişçilere açanlara,
Kepenk indirip kimden bir daha alışveriş yapmamamızı gösteren yerlere,
Biber gazından korunmak için ilaçlı sularını bize veren kızlara,
Varsa haksızlığa dayanamayıp istifa etmiş polislerimize,
Gecenin bir yarısı tenceresi tavasıyla camlarda varlık gösteren komşularıma,
Gerçek yüzünü göstererek kimin esas gazeteci olduğunu ayırt etmemizi sağlayan "ana akım" medyaya,
Mesleğini ortaya koyan tüm doktor ve avukatlara,
Tüm takımların taraftarlarına,
Ben uyurken parkı temizleyenler,
Yalan haberleri toparlayıp, gerçekleri ayırt etmemizi sağlayanlara,
Destek veren tüm Dünya'ya,
İzmir'e, Ankara'ya, Adana'ya, Diyarbakır'a, 
Tüm Türkiye'den ses veren yurttaşlarımıza,

TEŞEKKÜRLER!

Tabi en büyük teşekkür sadece kendisine oy verenlerin başbakanı olduğunu sanan, bizi unutan ama onun bizim başbakanımız olduğu gerçeğini hiç unutamadığımız sevgili başkanımıza;
Sevgili Başbakanım siz inat etmeseydiniz biz uyanamayacaktık, teşekkürler muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızdaki asil kanda olduğunu fark etmemizi sağladığın için...

1 Haziran 2013 Cumartesi

Ses ver Türkiye sahipsiz değil

Ata'm yine bildin... 
Muhtaç olduğumuz kudret gerçekten de damarlarımızdaki asil kanda mevcutmuş... 
Bizi bu gücü kullanmak zorunda bırakanlar utansın, biz utanmıyoruz. 
Sesimiz kısılmaz, gücümüz bitmez, pes etmek nedir bilmeyiz.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...