31 Aralık 2013 Salı

2013'ten 2014'e

Ne zaman başladığını anlayamadığım,
Yazın gelmesini beklerken Eylül'ün geldiği,
Ünlüsü, akrabası, aile dostlarına kadar geniş bir yelpazede kayıpların yaşandığı,
En sık hastane ziyaretinin gerçekleştiği, 
Koca yılda bir tanesi son dakika olmak üzere sadece üç güzel gelişmenin yaşandığı,
Garip, sevimsiz bir yıldı benim için. 

Son anda istediğim gibi bir işe girerek son sözü ben söylemiş olsam da 2013, seni sevmedim.
Her yeni yıldan yüksek beklentilerimiz olur ama bu sene 2014'e bu konuda çok iş düşüyor.
2013 gibi bir yıldan çıkarken 2014'ten beklenti her zamanki "yeni yıl beklentilerinin" çok üzerinde.


2014, hiç ummadığınız anlarda yüzünüzü gülümsetecek sürprizlerle karşılaşacağınız, huzur ve mutluluğunuzun mayalanarak çoğalacağı, beklentilerinizin gerçekleşeceği, hedeflerinizin yerini bulacağı, dilek listenizin tamamlanacağı, sevgiyle sarmalanacağınız, ilham dolu, sağlıklı bir yıl olsun...


27 Aralık 2013 Cuma

Bir taş attım kuyuya "tık" dedi...

Bir önceki yazımı okumuş olanlar daha başlıktan neler olduğunu çözmüş olabilir ama ben yine de uzun uzun anlatacağım...

Efendim biliyorsunuz ki ben bir süredir üçüncü iş arama sürecine girmiş ve aktif olarak iş arıyordum. Bu süreç diğer iki sürecimden farklı olarak daha güvenli ve sakin hissettiğim bir dönemdi. Daha öncesinde "Ne iş olsa yaparım, yeter ki iş olsun" gibi verimsiz bir düşünceyle ilerlemeye çalışırken bu sefer sadece severek çalışacağım bir iş ve çalışma ortamı olması konusunda titiz davranıyordum.

İki hafta önce perşembe günü bir başvuru yaptım, cuma günü aradılar ve pazartesi ilk görüşmeme gittim. Görüşmeyi önce kimseye söylemek istemedim ama son an aşağıdaki resmi çekip Instagram dostlarımla paylaştım.

Salı günü aradılar ve çarşamba günü tekrar gittim. Çarşamba günü görüşmeden çıkmış daha eve varamamıştım ki perşembe günü için yine çağrıldım. Perşembe günü de daha görüşme yerinden çok uzaklaşmadan referans bilgisi istendi. Cuma günü ses çıkmadı, biraz endişelendim, haftanın her günü konuşmaya alışmıştım. Hafta sonu hafif bir endişe, tatlı bir bekleyişle geçti. Pazartesi sabahı uyandığımda sadece gelecek habere odaklanmıştım. Bekledim, bekledim ve öğlen olduğunda gelen mail ile derin bir "oh" çektim. Evet başvuralı daha iki hafta olmadan istediğim şartlarda bir iş teklifi önümdeydi!

Perşembe günü işe başlayabileceğimi bildiren bir cevapla üçüncü iş arama sürecimi sonlandıran maili gönderdim. Bu gün yeni işimde ikinci günüm, mutlu ve huzurluyum.

Üçüncü iş arama sürecimin diğerlerinden farkını ve neler yaptığımı da bir daha ki yazıda anlatacağım...

10 Aralık 2013 Salı

Dipsiz Kuyu

Anneannem, teyzem, annem hepsi eli iğne iplik tutan dikiş makinesi kurdu kumaş ustalarıdır. Elimin altında usta terziler olduğundan sanırım ben bu konuda hiç hevesli olmadım ama annem bana dikiş makinesini öğretmek için hep çok hevesli oldu. Cumartesi günü pille çalışan basit işleri halletmek için bana aldığı ufak bir dikiş makinesi üzerinden derslere başladık. Taktım iplikleri düz bir çizgi üzerinde dikiş tuttarmaya çalışıyorum ama önce ipler bir koptu tekrar taktım, iki koptu, üç koptu derken annem "Pes etmek yok, olur öyle şeyler, ipliğini takıp devam edeceksin işine..." dedi. "Aynı iş aramak gibi..." dedim. 

İş aramak bir kuyunun başında elindeki taşları teker teker içeri atmaya benziyor. İnternet üzerinden iş aramak dışında bir seçeneğin olmadığı günümüz "modern" iş arama seçenekleri arasında beğendiğiniz ilanlar için başvurular yapıyorsunuz. Attığınız taşların suyla buluştuğu sesi duymak için her gün inançla taş atmak için yeni seçenekler arıyor, inançla atıyor da atıyorsunuz. Sanki dipsiz bir kuyuymuş gibi hissetmeye başlasanız da pes etmiyor ve devam ediyorsunuz...


Pes edeseniz, söyleseniz geliyor bazen. Ama yapmayın, siz taşlarınızı atmaya devam edin. 
Her zaman devam etmek için bir sebep vardır, yoksa da siz yaratın.
Mesela ben bir buket taze pembe çiçek ile güç buldum geçtiğimiz günlerde. 
Baktım, kokladım, sonra düşündüm kuyu dipsiz değil belki sadece derindir.
O ses hemen bu gün değil ama elbet zamanı gelip taş yerine ulaşınca gelecektir...

2 Aralık 2013 Pazartesi

İş bulmak ve kilo vermek işte bütün mesele bu

Bu günlerde hayatımın odağında sadece iki konu var; 

- İş bulmak
- Kilo vermek 

Malumunuz şu anda evdeyim. Üçüncü iş arayış sürecim halen motivasyon ve inanç dolu olarak devam etmekte.
İş ararken uzmanlar mutlaka "Moralinizi yüksek tutun, kendinize güvenin, sabırla yolunuza devam edin..." tarzında basit cümlelerle iş arayanın bir yerden sonra "Demesi kolay" diye söylenmesine sebep olan tavsiyelerde bulunurlar. 
Haklılar tabi ki boşuna "uzman" olmuyorlar ancak bu süreç uzadıkça kendine güven ve yüksek moral için ne yapabileceğimizi söyleyebilen pek olmuyor. Daha önceki iş arama süreçlerimde ne yazık ki bu şekilde moralsiz ve güvensiz hissettiğim dönemlerim oldu, şu anda öyle hissetmesem de ne demek olduğunu çok iyi biliyorum.
 Henüz olumsuz ruh hallerine girmedim, umuyorum ki de girmeden bu süreci en hayırlı olacak şekilde sonlandıracağım. Ben daha sürecimin başında olmanın rahatlığıyla evde olmanın, yağmurlu havalarda film izlemenin, arkadaşlarımla görüşmenin keyfini çıkarıyorum. (Bunları çalıştığı masadan okuyup iç geçiren çalışan insan kişisi, bana özeniyorsan özenme, ben de özeniyordum bak şimdi evdeyim.)
Bunları yaparken sanmayın ki iş aramıyorum aksine bu konuda günümün belli bir zamanını ayırıyor ve mesai harcıyorum. Varsa iş bulmakla ilgili bildiğiniz farklılık yaratacak ipuçları onları da dinlemek isterim. 
Odağımdaki diğer konu ise son yıllarda büyük bir özenle vücuduma kattığım fazla kiloların beni terk edip gitmesini sağlamak. 
Geçtiğimiz perşembe ufak bir check up yaptırdım ve sonuç olarak şükürler olsun ki her hangi bir sağlık problemi ile karşı karşıya olmadığı ancak bu hızla gidersem kilolarımın başıma dert olacağını öğrendim. 
Zaten son zamanlarda bu konuda bir şeyler yapmak istiyor ama yeterli motivasyonu sağlayamıyordum. 
Tam bu dönemde "Çuval Projesi" çıktı ortaya. 
Daha önce Dukan yaparken motivasyon amaçlı olarak açtığım Hafiflik Hallerim blogumda da konuyla ilgili paylaşımlarım olacağı gibi Hafiflik Hallerim için ayrıca bir de Instagram hesabı açtım. 
Sürekli tetikteyim anlayacağınız.
"Zayıf olunca ne giysen güzel durur, çuval giysen bile yakışır..." mantığıyla laf arasında tohumları Zoi ve Doorstepping tarafından atılan bu zayıflama projesinde hedef mayıs sonuna kadar hedef kilona ulaşmak ve tabi o kiloya ulaşınca çuval giymek! Neyse ki sevgili Doorstepping bizim için şahane çuval seçenekleri bulmuş, zamanı gelince hem zayıf hem de şık çuvallar içinde olacağız...
Hepimiz birbirimizi takipteyiz, bir zamanlar Amerika'da fırtına gibi esen "Weight Watchers" tadında yaramazlık yapan gidip günah çıkartıyor diğerlerine, yeni şeyler öğrenenler paylaşıyor...
Bir de hızla çoğalıyoruz ayıptır söylemesi Çuval Projesi sevgisi çığ gibi büyüyor. (yersen, yeme ama annem kilo yapar, yeme)

Beni ararsanız ya burada iş üzerindeyimdir ya da burada zayıflama peşinde...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...